Daima bir tefekküre ihtiyaç vardır diyoruz çünki insan kendine tahmininden daha fazla yabancıdır. Etrafımıza bakınca binde bir adam gibi adam olmayışına üzülmekte haklıyız.
Erkeğin içinde olup da göremediği ilişkileri, meseleleri kadın dışarıdan daha rahat görebilir, değerli fikirlerinin eşiyle dünya arasında bir bağ olmasını sağlayabilir. Detayları kaçıran erkek genelle uğraşırken kadın muhteşem balığı yakalayabilir.
Pembe bulutlardan aşağı, gerçek hayata inmek çok zor gelir. Oysaki boş hayaller zararlıdır. İşe verilmesi gereken çok değerli saatler bu faydasız alışkanlıklarla tüketiliyor.
Din gibi paraya tapılırsa öğrenci buradan kendine ancak vasatın altında pay çıkarabilir. Burada kanaatkâr olmasını bekleyemeyiz. Aklın, karakterin üstün tutulmadığı bir ortam olmadığı
kesin.
....
Aptallık bulaşıcı olduğu için de gencin bundan etkilenmesi uzun sürmeyecek, aklı karışacak ve daha da kötüsü acıma ve adanmışlık duygusu ile hakkaniyeti körelecektir. Bu çevre onu kariyer planlarından alıkoyacaktır. Yaşama nedenlerinden alıkoyarak heyecanını yitirmesine neden olacaktır. Onlardan biri olunca Marivaux'nun dediği gibi "sadece seyreden, dinleyen, ama asla düşünmeyen" tıpkı penceresinden dışarı bakan biri gibi olacaktır. İlgisizlik, gelecek kaygısının olmaması genci hayattan koparacak, benliğini yitirecek; oldukça can sıkıcı, monoton, isteksiz ve yorucu bir hayata savrulacaktır.