Kur'an'ı hep yanlış anladık. Duvarda asılı kalması gereken yada cenazelerde, mezarlıklarda ölülere okunan bir kitap diye düşündük. Bakın Mehmet Akif Ersoy bu konuda ne diyor:
İbret alınmaz her gün okuruz ezbere de;
Bir ibret aranmaz mı ayetlerde ?
Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına,
Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına.
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin,
Ne taze mezara okunmak, ne fal bakmak için.
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin,
Ne duvarlara asılmak, ne el sürülmemek için.
Rabbim cümlemize anlamayı, anlayıp yaşamayı,yaşayıp yaşatmayı nasip eylesin...
"Olsun hocam engel benim bedenimde, ya aklımda ya da kalbimde engel olsaydı." diyor bir engelli kardeşimiz.
Onun bu cümlesi bana bir ayeti kerimeyi hatırlattı. Buyuruyor ki Yüce Rabbimiz:
لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَاؗ وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَاؗ وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَاؕ
"Onların kalpleri vardır ama gerçeği anlamazlar, onların gözleri vardır ama hakikati görmezler, onların kulakları vardır ama hakkı işitmezler."
Şimdi gerçekten engelli olanlar; onca şey gözümüzün önünde cereyan ederken görmeyen, anlamayan, duymayan bizler miyiz, yoksa bedeninde engel bulunan ama herşeyin farkında olan bu engelli kardeşimiz mi?
Rabbim bizlere hakkı anlayabilen, görebilen, işitebilen bir anlayış nasip eylesin.. Amin🤲🤲
Sağlığı ve boş vakti değerlendirme hususunda, insan aldanmıştır diyor Peygamberimiz.
Gerçekten hepimizi ifade eden bir hadis değil mi?
Neden her şeyi zamanında yapmayız da sonradan keşke deriz?
Neden kıymetini bilmeyiz elimizdeki şeylerin de kaybedince anlarız?
Neden?
Galiba en büyük zaafımız insan olarak bu..