#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ Bütün izzet ve şerefin sahibi olan Rabbin, onların yakıştırdıkları bütün noksanlıklardan pak ve uzaktır! 180 Selâm olsun gönderilen bütün peygamberlere! 181 Hamdolsun Âlemlerin Rabbi olan Allah’a! 182 #Tefsir: 📖 📖 Allah (c.c) âlemlerin Rabbidir. Fakat O’nun rubûbiyet vasfı kâmil mânada insanda, en kâmil mânada ise insan-i kâmil olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)’de tecelli etmiştir. “Senin Rabbin” (Saffât 37/180) hitabında bu mâna gizlidir. Dolayısıyla bir kul, Allah Resûlü (s.a.s.)’e sîreten ve sûreten ne kadar yaklaşabilir ve onunla aynîleşebilirse Allah’ın rubûbiyet sıfatından o kadar nasip alır. İkinci olarak Allah Teâlâ, “izzetin Rabbi” (Saffât 37/180) olarak vesfedilir. Bütün izzet, şeref ve yücelik yalnızca O’na aittir. İzzet ve şeref kazanmak isteyenler, şirki ve putları terk edip yalnızca Âlemlerin Rabbine kulluk edeceklerdir. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Kim izzet ve şeref istiyorsa bilsin ki izzet ve şeref bütünüyle Allah’a aittir.” (Fâtır 35/10) Burada dikkat çekilen önemli bir husus da şudur: Allah Teâlâ’yı tanımak ve O’na lâyıkıyla kul olmak bakımından peygamberlerin ehemmiyeti büyüktür. Onlar Allah’ı en iyi tanıyan, O’ndan en çok korkan, Allah’ı tanıtan ve sevdiren model şahsiyetlerdir. Bu sebeple Yüce Rabbimiz “Onlara selâm olsun!” buyuruyor. Sûre içinde ismi geçen peygamberlere ayrı ayrı isim vererek “ona selâm olsun” buyurduğu gibi, sûre sonunda tekrar toplu olarak “onlara selam” buyuruyor. Buna göre onlar dünyada da âhirette de selâmettedirler. Âyetlerde gerçek mü’minlere, Allah dostlarına müjde verilen “onlara hiçbir korku yoktur; onlar mahzun da olmazlar” (bk. Yûnus 10/62) sırrı en kâmil mânada onlarda tecelli eder. Onlar için ilâhî garanti vardır. Bu sebeple peygamberlerin izinden yürümek ve onlara yakın olmak,
Allah (subhânehu ve teâlâ)’nın benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir ve görendir. O’nun kendisini vasfettiği hiçbir şeyi O’ndan reddetmem; Allah’ın ayetlerini konumlarından saptırmam, ne de isimlerinde ve ayetlerinde ilhâda saparım. Ne keyfiyetini (nasıllığını) takdir ederim ne de O’nun sıfatlarını yaratılmışların sıfatlarına misallendirir, benzetirim. Zira Allah’ın bir dengi, bir ortağı olmadığı gibi, O’nun yüceliğine de hiçbir şey ulaşamaz ve O, yarattıklarıyla kıyaslanamaz. O, kendini ve başkasını herkesten en iyi bilen; kelâmında en doğru ve en güzel olandır. O, nefsini muhaliflerin tekîf ve temsil ehlinin vasfettiklerinden tenzih etmiş; tahrif ve ta‘tîl ehlinin nefyedip inkâr ettiklerinden beri kılmıştır. Ve şöyle buyurmuştur:” "İzzet sahibi olan Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. "Selam olsun gönderilmiş (resûllere). "Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun." (37/Saffât, 180-182) Kitap adı: Tevhid İmamı Muhammed Bin Abdulvahhab Hayatı, Daveti Ve Hakkında Yapılan İftiralar Muhammed Bin Abdulvahhab
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Salih İnsanları Sevmek ve İlahlaştırmak...
Nuh Suresi, 21 - 23. Ayetler: "Nûh, 'Rabbim, dedi, doğrusu bunlar beni dinlemediler, malı ve ço­cuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka bir şeye yaramayan kimseye uydu­lar." "Onlar çok büyük tuzaklar kurdular." "Dediler ki: 'Sakın ilâhlarını­zı bırakmayın; hele Vedd'en, Suvâ'dan, Yeğus'tan, Yeuk'tan ve Nesr'den as­la vazgeçmeyin!'" Tefsir kaynaklarında burada geçen isimlerin, Adem'in çocuklarına veya sâlih kişilere ait isimler olduğu bildirilmektedir. Salih kişilerin ölümünden sonra, önceleri onların anılarını canlı tutmak ve hatıralarına saygı gösterip şefaatlerini dilemek amacıyla heykelleri yapılarak her birine temsil ettiği salih kişinin ismi verilmiş; fakat zamanla kutsallık yüklenen bu heykellere tanrı gözüyle bakılıp tapılmıştır. Kaynaklar bu heykellerin Câhiliye dönemi Araplan'nın da tanrıları arasında yer aldığını kaydetmektedir. Nitekim Araplar çocuklarına "Vedd'in kulu, Yeğûs'un kulu" anlamında Abdu Vedd, Abdu Yeğûs adlarını veriyorlardı. (bk. Zemahşerî, IV, 164; Râzî, XXX, 143; Şevkânî, V, 346) Nûh tufanında her şey sular altında kalıp harap olduğu halde bunların sonraki nesillere nasıl intikal ettiği bilinmiyor. Muhtemelen bu isimler Nuh'un gemisinde bulunan müminler tarafın­dan sonraki nesillere anlatılmış, onlar da tanrılarına bu isimleri vermişlerdir. (bk. Diyanet Tefsiri, Kur’an Yolu:V/391-392.) Müfessir Merâğî, adı geçen putların hangi kavim ve kabilelere ait olduğunu ve Mekke ile civarındaki büyükçe putların kimler tarafından korunduğunu şöyle tesbit edip yazmıştır: 1. Vedd, Kelb Kabilesinin, 2. Suva' Hüzeyl'in, 3. Yağus, Sebe'lilerin, 4. Yaûk, Hemdanh'ların, 5. Nesr, Himyerli'lerin idi. Bu tesbitten çıkarılan sonuç şudur: Nûh Peygamber (as) Mezopo­tamya'dan Yemen'e kadar birçok kavim ve kabilelere gönderilen bir resul­dür ve tufan da bu
Saffat Süresi . 180 .181 .182 . Ayetleri .
🤲🤲🤲🤲🤲🤲🤲🤲🤲 Saffat Süresi 180 .181 .182 . Ayetleri بِسْــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ  وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ 180. Subhâne rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûn (yasifûne)■ Senin izzet sahibi Rabbin onların vasıflandırmalarından (zanlarından) Sübhan’dır (münezzehtir). 181. Ve selâmun alâl murselîn (murselîne)■ Ve gönderilen resûllere selâm olsun. 182. Vel hamdu lillâhi rabbil âlemîn (âlemîne).■ Ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Sadakallahulaliyyilazim.
Din
Subhane Rabbike Râbbilizzeti âmme yesifun (Mutlak İzzet sahibi olan Rabbin onların yakıştırdığı nitelendirmelerden münezzehtir) Veselemün alelmürselin (Bütün peygamberlere selâm oldun!). Velhamdülillahi Rabbilalemin (ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun). Sâffât 180/182