cavell'in ifadesiyle, başka insanlara dair bilgimizi onların varlığını kabullenmek adına lağvetmeliyiz. kabullenme edimini bilme üzerinden kurmamalıyız, aksi takdirde önce başka insanların varlığına sonra da kendi varlığımıza olan inancımızı yitirmiş yani bu olguyu ispatlamaktan aciz vaziyette bulabiliriz kendimizi.
esasen insanlara dair tüm bu bilgiler bilginin işimize ne kadar az yaradığını ve başka insanların bize ne denli azap çektirdiklerini açığa çıkarır. insanların aşık olduklarında bilmeye ve birbirlerini tanımaya o denli heves etmeleri bunu bir ölçüde tasdikler; sanki şahsi bilgiye ulaşmaya yönelik coşkun arzuları aracılığıyla birbirlerine şöyle diyorlardır:
aşk söz konusu olduğunda bilgi işe yaramaz; aşkta ortaya çıkan, insanın arzuladığı ama neyi arzuladığı konusunda hiçbir fikrinin olmadığıdır.