Spoiler içerir.!!!
Kitap esas olarak Türkan’ın, eşi Orhan’ın ölümünden sonra evliliğine farklı bir gözle bakmasını anlatıyor. Orhan’ın aslında hâlâ eski eşini sevdiğini, kendisiyle ise daha çok mantık ve düzen üzerine kurulu bir evlilik yaptığını fark ediyor. Bundan sonrası ise benim için oldukça klişe ilerledi. Türkan, adeta bir Yeşilçam filmi sahnesini andıran nostaljik bir karavan yolculuğuna çıkıyor, kendisinden genç bir adam olan Ulaş’la tanışıyor. Yetmezmiş gibi hikâyenin ortasında bir mektup bulunuyor ve olaylar bu mektupla yön değiştiriyor. Daha sonra da yolda tanıştığı kişi sayesinde başka bir şehre taşınması ve bunu tek başına gerçekleştirmesi gibi gelişmeler ekleniyor.
Tüm bu olay örgüsü bana fazlasıyla romantize edilmiş ve oldukça vasat bir hikâye gibi geldi. Karakterlerin kararları ve yaşanan gelişmeler yeterince inandırıcı değildi. Benim açımdan kitabın tebrik edilmesi gereken tek yanı, yazardan çok kitabın tanıtımını başarıyla yapan PR ekibi oldu.