Puan vermedi
“ Belki birgün hayvanlar dünyasının geri kalanı da kendilerinden ancak zorbalık yoluyla esirgenen haklara sahip olacaktır. Fransızlar bir insanın sırf derisi siyah diye kayıtsız şartsız bir bacak sayısının, derideki tüy miktarının ya da sağrı kemiğinin nerede bittiğinin de duyguları olan bir varlığa aynı akıbete terk etmek için eşit derecede yetersiz sebepler olduğu anlaşılır. Bu mu ? Ya da belki konuşma yetisi mi … Sormamız gereken asıl soru “ Akıl yürütebiliyorlar mı ? “ ya da “ Konuşabiliyorlar mı ? “ DEĞİL . “ Acı çekebiliyorlar mı ? “ Peter Singer
Hayvan ÖzgürleşmesiPeter Singer · Ayrıntı Yayınları · 2005141 okunma
10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2023 52. kitabı
“Ateş Bandosu” Mustafa Celep İlk Şiir Kitabı Üzerine Derkenar “Ateş Bandosu” Şair Mustafa Celep’in ilk şiir kitabı. Ebabil Yayınları etiketiyle, 2007 yılında okurlarıyla buluşturulmuş. Yirmi şiirin yer aldığı kitap altmış iki sayfa hacmindedir. Şairin hayatının ilk yirmi sekiz yılını kapsayan şiirlerden oluşmaktadır. “Sakındım Bir Ömür Ben Şehirli Olmaktan”, “Şu Okunan Ezanın Hatrına”, “Ayağa Kalkarak Ortadoğu”, “Sana Susmanın Silah Olduğunu Öğreteceğim”, “Çekiç Sesi, Uçuk Beniz, Demirden Sağnaklar”, “Ben O Hançerden Konuşmaya Geldim” belli başlı şiir isimleridir. Şiir isimleri bir nevi okura fikir vermektedir. Bu şiirlerde olduğu gibi şiir isimlerinin uzunluğu dikkat çekmektedir. Ek olarak şair, kitabını anne ve babasına atfetmiştir. Şairlerin ilk kitapları hep dikkatimi celp etmiştir. Çünkü ilk kitaplar daha çok öznellik taşımaktadır. İlk kitaplar kurguya ve tadilata daha az uğramaktadırlar. Daha samimidirler. Genelde insan, özel de şair daha çok kendi dünyasında mürekkeptir. Daha çok şairler ilk eserlerini acemi bulmaktadırlar. Hatta ilk kitaplarını fellik fellik saklayanlar vardır. Pek ortalarda görünmesini istemezler. Ama yine de her türlü olumsuz bakışlara rağmen ilk kitapların heyecanı, samimiyeti bambaşkadır. Sonuçta şairler ilk kitaplarıyla beraber daha önem kazanırlar ve bu şekilde tevarüs ederler. Şiirlerde en çok dikkatimi çeken şey, aşk olgusuyla beraber şiirlerin sesinin yüksekliğidir. Yer yer vaveyla ve haykırış boyutlarında bir ses yüksekliğidir bu. Bu ses, rindane bir tavırla beraber yol almaktadır. Şair, içindeki sesi şiirleriyle pekiştirmektedir böylelikle. Bu aşk ve ses, lirizm ve insanî iletilerle de yol almaktadır. Şiirlerde yapı olarak, ses tekrarlarından (aliterasyon) bolca faydalanıldığını görmekteyiz. Okuru yer yer soluklandıran bu tekrar
Ateş BandosuMustafa Nurullah Celep · Ebabil Yayıncılık · 20071 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
"Salkım Söğüt Suya Küsmüş" Hikâye Kitabı Üzerine Derkenar "Salkım Söğüt Suya Küsmüş" Hikâyeci Yazar Fatma Pekşen'in, Otantik Yayınları etiketiyle, Ekim 2021 tarihinde okurlarıyla buluşturduğu öykü kitabı. On beş öykünün yer aldığı kitap, yüz elli iki sayfa hacmindedir. Arka kapak yazısında da dendiği gibi, kış gecelerinde harlanmış soba sıcaklığında buram buram hasret kokan öyküler diyelim biz de. Ama bunların yanında, bir öykü de yer alan annenin çocuğuna oyalanması için cep telefonu vermesi gibi kimi ifadeler, bu günün hikâyelerinden de olduğunun göstergesidir. Daha çok da yokluk dönemlerinde var olabilmek için yetenekleriyle temayüz etmiş kişiler ve kahramanlar hep olagelmiştir. Bunların içinde hep büyüyen ve tutuşmuş dünyalar vardır. Hikâyelerde anlatılanlar kanaatkâr insanlardır. Olanlarıyla idare edip yetinirler. Sahip olduklarıyla bir güzellik oluşturma gayretindedirler. Etekleri bindallı, topukları halhallı olanları da vardır ama geneli mütevazıdır. Sonuçta her insan kırbasında ki su ile yaşamaktadır. Bu mücadeleler de bir taraftan insanlar birbirleriyle yoldaştırlar ve bıçağın keskin tarafında hep birilerinin olabileceğine inanmışlık vardır. Bu durumu yazarın "dünya kazıkçılarla tokatçıların dünyası" (sayfa 119) sözünden anlıyoruz. Bir hikâye başkahramanının gurbette, yatılı okulda ve devamında kahramanın öğretmenliğinde, ailesiyle yaptığı telefon konuşmalarının öyküleştirildiğini ve ayrıca kâtibin daktilosuyla yazdırılan başka bir hikâyeyi ilginç ve daha dikkat çekici bulduğumu söyleyebilirim. Bunlarla birlikte kültürümüzden gelen birçok kelimeye de yer verildiğini görmekteyiz. Bu da yazarın kelime dağarcığının genişliğine dalalet etmektedir. "Çıtırık, kırçıl, evdelik, daraba, astarlanmak, arakçın, pertav, mahnı, lebalep, taraz, poşa, sağrı, gulgule, sako,
Salkım Söğüt Suya KüsmüşFatma Pekşen · Otantik Kitap · 20217 okunma
Puan vermedi·363 syf.··
2023 1. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2023 19:27
Belki bir gün hayvanlar dünyasının geri kalanı da kendilerinden ancak zorbalık yoluyla esirgenen haklara sahip olacaktır. … . Belki bir gün bacak sayısının, derideki tüy miktarının ya da sağrı kemiğinin nerede bittiğinin de duyguları olan bir varlığı aynı akıbete terk etmek için eşit derecede yetersiz sebepler olduğu anlaşılır. Bu aşılamaz sınırı çizecek başka ne olabilir? Akıl yürütme yetisi mi? Ya da belki konuşma yetisi mi? Ama yetişkin bir at ya da köpek, gerek akıl gerekse iletişim kurma açısından, bir günlük, bir haftalık hatta bir aylık bebekten kat kat üstündür; ama öyle olmasa bile bu neyi gösterirdi ki? Sormamız gereken soru, “akıl yürütebiliyorlar mı?” ya da “konuşabiliyorlar mı?” değil, “acı çekebiliyorlar mı?” olmalıdır. Peter Singer Hayvan Özgürleşmesi
Alıntı
Hayvan ÖzgürleşmesiPeter Singer · Ayrıntı Yayınları · 2005141 okunma
9/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2022 88. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2022 14:06
La peau de chagrin... Sağrı derisi. Sağrı bölgesi, memeli hayvanların kalça kısmı yani bel ile kuyruk arasındaki bölgeye verilen ad. Chagrin kelimesi muhtemelen fransızcaya türkçe sağrı kelimesinden geçmiş. Bu deri parçası sihirli ve Alaaddin'in sihirli lambası gibi dilekleri yerine getirdiği için kitap türkçeye Tılsımlı Deri diye çevrilmiş. Almancasına bakıyoruz, oraya Ölümcül Arzular diye geçmiş. Çünkü her dilek deriyi küçültüyor ve deri yok olunca deriye sahip dilek sahibi de ölecek. Kitap Dorian Grey'in portresi gibi fantastik bir kitap. Beş parası olmayan genç ve yetenekli bir delikanlının sırf parası olmadığı için Paris'in yüksek sosyal tabakasına girememesini konu ediniyor. O çevreye girmek için ilk şart para, hele o çevreden bir kadına aşıksanız parayı güvercinlere yem atar gibi saçmazsanız aşkınızın hiç şansı yok. Genç delikanlı da aşık, hem de herkesle gönül eğlendiren ama kimseye ciddi anlamda açılmayan bir genç kıza. Bu genç kızı hal ve hareketini kitabın sonunda Balzac toplumun kendisine benzetecektir, bu anlamda çok manidar bir karakter. Akıcı, heyecanlı ve düşündürücü bir hikaye okudum, her ne kadar 35 Balzac kitabı sonrasında pek yeni ve şaşırtıcı bir konu ile karşı karşıya kalmadıysam da. Okuma acemisi iseniz, okuma konusunda belirli bir mesainiz yoksa, klasikler ve edebiyat ile yeni tanışıyorsanız genel olarak Balzac sıkıcı gelebilir. Daha sonra okumak gerekebilir. İyi okumalar dilerim
Die Tödlichen WünscheHonore de Balzac · Diogenes Verlag · 19771,239 okunma
AŞK, SEVGİ, DOĞA ve KARACAOĞLAN ÜZERİNE BİR İNCELEME
Puan vermedi·380 syf.··
2022 30. kitabı
Türkmen boylarında Karacoğlan, Dadaloğlu, Yunus’tan ezberinde birkaç dize olmayan çok az olurdu. Sohbetin sonu da genellikle bu ozanların dörtlükleri ile biterdi ve benim çocukluğum da işte böyle bir Türkmen boyunda geçti. Bir gün dayım lime lime olmuş bir Karacaoğlan kitabı verdiğinde galiba “o yaşlı gocaların tekrarlayıp durduğu manileri mi okuyacağım” diye düşünmüş olmalıyım ki, o kitabı okumadığım gibi, sahipte çıkmadım. Fakat ondan sonra aldığım bütün şiir kitapları, okuduğum tüm şiirler ve şairlerin bir Karacoğlan, bir Dadaloğlu, bir Yunus bile etmediğini görünce Karacoğlan üzerine yazılan tüm kitapları aradım, buldum, okudum fakat o kıyametini bilmediğim kitabı hiçbir yerde bulamadım. Bana göre Karacaoğlan’ı okumayan birsinin insanı, doğayı, çevreyi, dağları, ovaları, yer adlarını, Türkçeyi, bitkileri, canlı türlerini, insan ve doğa sevgisini yeteri kadar tanıması, bilmesi mümkün değildir. Örneğin: Kömür gözlü, Küpeleri kulağında mum gibi yanan, Ceren bakışlı, Yanağı gamzeli, Boğum boğum al kınalı, Gül alıp reyhan veren, Ala gözlü, Başı al valalı, Seherde açılan gül gibi, Usul boylu, Gözleri sürmeli, Gerdanı benli, Ilgıt ılgıt esen yel gibi, Top zülüflü, Karakaşlı, Tomurcuk memeli, Eğik başlı, Evliya hırkası giyinen, Huri gibi, Boyu uzun, Kaşı kara, Ak saya giyinmiş, Nergis bakışlı, Ay yüzlü, Ayın on dördü gibi, Gül yüzlü, Al Yanaklı, Menevşe Bakışlı, Ak benizli, Kırmızı kolçalı, Altın burmalı, Garbi değmiş kavak gibi sallanan, Yanağı ay tekeri, Ağzı oğul balı gibi, İncecik belli, Ala gözü söbe, Ağca ceren gibi çölde gezen, Türlü libas giyinen, Tülü maya gibi salınan, Keman kaşlı, “Terlisin sevdiğim sil” diyen, Yüzü çifte benli, Dişleri inci tanesi, Bülbül gibi daldan dala konan, Çift memeleri koynuna iz eden, Tatlı dilli, Trablus şallı, Eğnine alınan mor
KaracaoğlanMustafa Necati Karaer · Tercüman Yayınları · 087 okunma