Zaman keskin bir kılıçtır. Ya sen onu kesersin ya da o seni keser. Nefsin senin en büyük düşmanındır. Ya sen onu hak ile meşgul edersin ya da o seni batıl ile meşgul eder. Y.P.
Insan “içine sinmeyen” veya “içinin ısınmadığı” konulardan uzak kalmalıdır. Gönül yatkınlığı herkes için özel ölçüdür. “Müftiler fetvâ verse de sen gönlüne bak!” - hadîs-i şerifi daima ölçü alınmalıdır.
Biz her zaman birtakım hâller içindeyiz.
Ben, bazı hâllerin değişmesi için müdahalede bulunabilirim.Fakat başka bir surete bürünseler de muzaffer güçleri perdelerin arkasına gizlense de özleri itibarıyla değiştirilemez hâller vardır: Ölmeye mecburum, acı çekmeye mecburum, mücadele etmeye mecburum, tevafuka tâbiyim, kaçınılmaz şekilde suça batabilirim. [..] Gayretimiz ve mücadelemizi insani ve anlaşılır kılan şey, ona ölçülülük ve dinginlik katan şey, nihai sonucun elimizde olmadığı inancıdır. Bize düşen, çaba göstermek ve eyleme geçmektir, netice Allah’ın elindedir.
Kısaca Müslüman topluluğu, dört temel İslam şartını yerine getirmek suretiyle daha baştan asgari bir medeniyet seviyesine ulaşır. Bu topluluğun hem İslami olup hem de Cahiliye durumunda kalması mümkün değildir.