Zaman keskin bir kılıçtır. Ya sen onu kesersin ya da o seni keser. Nefsin senin en büyük düşmanındır. Ya sen onu hak ile meşgul edersin ya da o seni batıl ile meşgul eder. Y.P.
Sonra bu dünyada olma maksadını unutturan sana, ölümü unutturan, kulluğu unutturan, hakkı, hakika-ti, adaleti unutturan. Bir günaha meylettiren seni ve sonra tam vazgeçecekken sen "Bu kadarcıktan ne olur ki?" diye tutturan.
Her günah işlediğinde ötelerden seyreden seni... Eline Kitabi aldığında gözlerine uykuyu getiren, geceleri yatağa yattığında vicdanının sesini dindiren, gözlerine yaşlar yerine tebessümü indiren, hayrı işlemek varken şerri sana sevdiren, ben...
"Şimdi nefsinle konuşacağın bir hikâye anlatacağım sana kâri. Nefsinin konuşacağı bir hikâye... Sen de ki 'hayal" ben diyeyim ki 'muhal, imkânsız' Lakin şunu bil; ben inandım ki içimize bunları düşüren dahi nefsimizdir. Bizi durduran ve kandıran da nefsimizdir. Ve hatta șu anda içinde bir ses varsa ve 'Okuma bu kitabı, bırak' diyorsa sana inan ki o da nefsinin sesidir.Hem her kitap bir kişi için yazılır kâri. Belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır."
Nefs acı, nefs tuhaf ve nefs düşman... Ama var, ama sus-muyor, ama konuşuyor. Hep konuşuyor... Her vakit sesler gelmiyor mu senin içinden de? Sustuğun anlarda bile biri konuşmuyor mu seninle? Sana da bir şey fısıldamıyor mu bu garip ses? Misal ki en tenha anlarında bile hep konuşan biri yok mu senin de yanında? Hayır, aslında yanında değil, içinde.
Her şeyin bir yeri, bir amacı vardı. Ve bunun için sadece bir şey söyleyebilirim, Allahu ekber.
En iyi arkadaşım Mehmet, ne diyebilirim ki? Onun sabrı eşsizdi. Ben bazen İslam'la ilgilenir, bazen ilgilenmez-ken, o hep sabit kaldı. Daima nazikti, asla ders verir gibi değildi, ama sorularım olduğunda her zaman yanımday-dı. Bana asla baskı yapmadı, ama sadece davranışlarıyla Müslüman olmanın ne demek olduğunu gösterdi. Bu sessiz kararlılık çok etkileyiciydi ve bugün hâlâ ona bunun için minnettarım. Allah ondan razı olsun.