Zaman keskin bir kılıçtır. Ya sen onu kesersin ya da o seni keser. Nefsin senin en büyük düşmanındır. Ya sen onu hak ile meşgul edersin ya da o seni batıl ile meşgul eder. Y.P.
Ölüm hayatın zıddı değildi, bilakis hayatla başlıyordu ve hayatın ta kendisiydi. Ölüme ilerlemenin adı hayat olmuştu. Doğan herkes bu yolu yürüyor ve günü gelince de dünyayı terk edip gidiyordu. Uzun emeller ve ihtiraslar gidişi geciktirmiyor, bilakis hayatı geciktiriyordu.
Bir gerçeğin farkına vardım. Dünyanın hiçbir tertip veya tedbiri imana giden yolları kesemiyor, oraya açılan caddeleri tıkayamıyordu. Çileli oluyordu, sıkıntılı oluyordu ama yolcular hep yolda oluyordu. Yolun sahibi Allah’tı ve dilediğine yürütüyordu. Yürüyüşünün çilesi, erişilen nimetin dengesiydi. Mükâfat Allah’ın cemali olunca sıkıntı üstüne sıkıntı kimin umrundaydı? İnanmayanlardan başka!
[..] and olsun ki Muhammed’e gelen, Musa’ya gelen Namus-ı Ekber’dir, diyerek Cebrail’in hakikat oluşunu tasdik etmiş. ‘O hiçbir zaman kendiliğinden konuşmaz, onun söyledikleri, duyduklarından ibarettir.