Zaman keskin bir kılıçtır. Ya sen onu kesersin ya da o seni keser. Nefsin senin en büyük düşmanındır. Ya sen onu hak ile meşgul edersin ya da o seni batıl ile meşgul eder. Y.P.
Eğriliklerin kol gezdiği, sapla samanın, kurt ile kuzunun, mert ile namerdin, ak ile karanın, bülbül ile karganın hak ile batılın harmanlandığı ve batılın sureti haktan görünmek için maske üstüne maske taktığı, imaj üstüne imaj yaptığı bu dünya hayatında insanın en çok muhtaç olduğu dua “Bizi sırat-ı müstakime ilet.” niyazıdır.
Kaçarı yoktur her insan bu hakikatı mutlaka görecek: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görecek. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görecek. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görecek. Zilzal, 7-8. Ama mutlaka görecek.
En güçlü basiret, en derin feraset, en büyük saadet ölmeden önce ölebilmek, ölürken değiş yaşarken görebilmek, ölümle Allah’a dönmeden önce hayattayken O’na dönebilmek, O’nu bilebilmek, O’nu bulabilmektir.
“Ölümden sonra hayat var mı?” sorusunun peşine düşseydi, hakikat toprağını bu sorunun cevabını bulmak için eşseydi, İslam’ın bu soruya verdiği cevabı derinlemesine idrak etseydi insanlığın bugün yaşadığı travmaların pek çoğu yaşanmazdı. Insan insanın kurdu olmazdı. Dünya dar-ı felaket değil, dar-ı saadet olurdu.