Bu, ızdıraptan başka bir şey değildi. Sevdiğin kadının gözlerinin içine bakamamak, ellerini tutamamak... Ölmekten beter bir durumdu bu. Madem sevemeyeceğim ne diye çıkıyor karşıma, kendini aşık ettiriyor zorla.
Belli bir süre sonra anladım, herkesi memnun etmek benim işim değil. Benim işim; kendimce yaşamak kendimi memnun etmek. En sonunda da köşeme çekilip ölümü beklemek...
"Sevmeyi beceremeyen bir kalbi sevmiştim ama yine de iyi ki sevmişim. En sonunda kaybeden ben olsam da gözlerinin içine bakmak bile en büyük huzurdu benim için."