nur yıldız

nur yıldız
@sahrazat
Roma Rakamı
Karaduygun'u yazarken Birhan'la ilgili bölümleri roma rakamlarıyla ayırdığımı yeni fark ettim. Doğru dürüst toplama çıkarma yapılamayan bu basamaksız, hantal sayılara duyulan sadakat, modası geçmeyen bir dekorasyon alışkanlığıyla açıklanabilir elbette. Onlar sayı değil de epizotlara yerindelik atfeden görsel bekçiler sanki. Bana kalırsa, bölümlerin içsel bütünlüğüne ciddiyet kazandırmasından çok,gerçekte sıfırsız sayılar dizini olduğu için seviyoruz onları. Yazıdan önceki boşluk deneyimini perdeleyen, hatta yazıya dair o ilk ham fikrin aklımıza düştüğü anı görmezden gelmemizi sağlayan, kelimenin tam anlamıyla yanıltıcı bir yanı var bu sayıların. bizi sıfırdan kurtarıyorlar. Batı Arapların dünyaya bahşettiği basamaklı sayılardan sonra atıl kalsalar da, armayı andıran biçimleriyle biz okurlara yeni bir şeyi ifade ediyorlar: Çoktandır olmuş bir şeyi. Yazmazdan önce kendi sözcüklerini yaratan o teskin edilemez esinlenme anını hiçe sayıp, okuru doğrudan yazılmış olanın evrenine çağırıyorlar. KARADUYGUN Sema Kaygusuz s, 53
Reklam
'Seni uyumak zor. Hele beni düşündüğünü düşlemek, kendi alemimin kuytusundan yaşantını gözlemek eziyete dönüşüyor bazen. Sen zamanı eyliyor, ben burada kaburgalarının içine sıkışmış, günden güne ciğerine işleyen bir yara gibi zamanı içiyorum. Düşümde hep yalnız görüyorum seni. Zevraki'yle didişirken, fotoğraf makinenle dünyayı dikizlerken, bir sohbetin en hararetli yerinde dalıp giderken gözlerin, başın öne düşük yalpalı adımlarla odalarını arşınlarken, arzuları ertelemenin yakıcı eksikliğini ben duyuyorum göğsümde. Hislerin önce bana değiyor, sonra taşlaşıp karanlığa yuvarlanıyorlar. Taşların arasında kaldım burada. Belim bıkınım, sırtım durmadan ağrıyor. Dünyayla aramda aşılmaz bir duvar gibisin. Bu yüzden seviyorum panayırları. Yaşantıya direnen, direnmekten yorgun düşen yerlerin, karnın, bağrın, şakakların bir süreliğine de olsa düşünmeyi bırakıyorlar çünkü. Kalabalığa değmek bana düşüyor, sensiz. Yüzünde Bir Yer, s 94 Sema Kaygusuz
Utancını biliyorum. Benliğinin en mahrem parçası bende duruyor. O çetrefil duyguyu emanet alalı beri gözümü gözünden ayırmadım. Tarihi bir sır yüzüne nakşedilmiş senin. Seni doğuran anne, seni düşleyen baba henüz dünyada yokken, atalarının çizdiği kederli bir sima, tenden tene geçen yakıcı bir ağıtın son defteri olmuşsun. Nasıl okuyacağını bilmiyorsun yüzündeki harfleri. Yaşamadığın halde etkisi altında kaldığın, söze nereden başlayacağını bilemeyip satırlarını bitiştiremediğin bu gizil utanç, büyümeni aksatıyor. Yüzünde Bir Yer Sema Kaygusuz S,11
Kelimelerin Kalpleri
OLUŞ Buna ağ da denir. 'Rabbimin gözüyle kalbime baktım. Orada birini gördüm. Ona sen kimsin diye sordum. Ben, Senim dedi'yle örüldü. KELİMELERİN KALPLERİ Sadık Yalsızuçanlar