1k'ya
Nasıl başlayacağım söze bilemiyorum. İnsan bazen o kadar yoğun duygular besliyor ki onları söze dökemiyor. Kelimelerin yetersiz kaldığını hissediyor. Velhasıl kelam yoluma yoldaş olan adamı burada buldum. Onunla yazım yanlışı sayesinde tanışmak nasip oldu. Şimdi güzel giden bir birliktelik yaşıyoruz. Daha güzel günler görmeyi istiyoruz . Hayallerime ortak olan soluma bağdaş kurup oturan adam varlığına elhamdülillah. Kitapların en güzel kalpleri birleştirmesi dileği ile . Var ol 1K.

°Yağmur M°, İsimle Ateş Arasında'yı inceledi.
 19 Mar 17:02 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

~~Süpriz bozmayan ipucu içerir~~~

Nazan Bekiroğlu ile 3.karşılaşmamız.

Yeni bir yolculuk yapmaya azıcık zorlanmış olsam da halimden memnun bir şekilde başladım okumaya. Kitabın ilk sayfaları attığım bir adımla ansızın çukura düşmüşüm gibi hissettirdi. Nerdeyim, ne anlatılıyor ,hangi dili konuşuyor anlayana kadar biraz ilerlemiş, çeşitli  çiçek kokularını özenle hazırlayan bir dükkanın önüne varmıştım. Burada kendisi küçük bir şişe içinde bir koku uzattı.
"Filbahri kokusu. Ezelden izler taşıyan bir kokudur. Kokla bunu, ancak bu sekilde yolculuğa çıkabiliriz."

Önceden tecrübem var tabii Yol Hali'nden. Onla yolculuk yapmanın şartlarını az buçuk biliyorum. Kendisi önce tarihi bir mekana uğrar, gerçek yolculuk mekanda değil zamanda yapılır der, dokunduğu her noktanın hikayesini düşünerek , aynı havayı solumuş medeniyetlerin aynı toprağa basmış insanlarını, aynı noktaya değmiş bakışları ve bunların kalplerinde yansımalarını hissederek hayal etmeye çalışır. "Geçmiş, şimdiki zamanda yaşanan bir an " a dönüşür; canlı cansız farketmez,  onun ilgi alanına giren her varlığının ruhu kendi kalbiyle birleşip , vicdanında işlenir. Ortaya yepyeni bir bakış açısı sunar. Biraz yorucudur ama bu onun üslubundan alınan lezzete engel değildir.

Velhasıl kabul ettim ve kokladım. Zamanda yolculuğumuz başladı.

Kanuni' nin son dönemleri. Devlet düzeninin yavaş yavaş bozulmaya başladığı, hile ve yolsuzlukların arttığı ,makamlara ehil olmayanların getirildiği ,çürümenin başladığı zamanlar. Yeniçeri Ocağı'nda, devşirme gence yeni bir isim vererek Esame defterine kaydeden bir Yeniçeri Katibi' nin basucunda bulduk kendimizi ve hikayemiz başladı.

Yeniçerilerin kalplerini yokladık.
Huzursuzdular.
"Hünkarımız savaş meydanında bizimki kadar hiçe sayılmış bir hayat olmayı göze alınca, biz de o zaman onun ki kadar kıymetli bir hayat olurduk " inancındaydılar.

Zamanında 150 yılda 7 padişahın hüküm sürdüğü tahtta, sonrasında dört yılda sırasıyla geçen 6  padişaha uğradık. Kimilerinin şehzadeyken kendilerini  ölüm mü taht mı beklediğini bilmeden Kafes'lerde  yönetme istidatlarını kaybettiklerini gördük, kiminin rahata düşkünlüğünden kiminin ise gücünü yitirmiş bir ordunun hükümdarı olarak esir düşmekten korktukları için ordusunun başında savaşa gitmekten çekindiğini farkettik. Karşılıklıydı sorunlar, tek bir taraf suçlanamazdı ama iletişimleri yoktu.

Sonrası ise...

"Anlatmayı seven yazıcılar için dahi anlatılası değildi. Susulası geçilesiydi. Bazı çilenin yazılması yoktu."
Ve bu acı sadece insanların değil turnaların da hayatlarına bedeldi.

Dayanamadık...Geri döndük. Nazan Hoca' nın "Adaletten çok merhamete meyletmiştir. Kadındır. İyi ki padişah değildir! Şefkatle de tarih olmuyor ki" sözü ikimiz içindi.

Filbahri kokusunun etkisi geçerken o naif insanı kürsüde cesur bir şekilde tarih dersi verirken gördüm.Tarihçiler tarafından Vakai Hayriye olarak kayıtlara geçen olayı anlatıyordu ve ekliyordu:
"Tarihle geçmiş aynı şey degildir"(bir kısmı için bakınız: #28177669)

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Nazan Bekiroğlu'na göre "İsim varlıktan evveldir. Bu yüzden hikmet kelimenin kalbine inmiştir."
Yine " Her hissettiğimi kelamla görünür kılma alışkanlığında olsam da şair değilim ben" diyor. Bunları öğrenince kendisinin neden hissedebildiği tüm duyguları, kokuları ve renkleri dahi kelimelerle tanımlamaya çalıştığını anlayabiliyoruz. Bir fizikçinin tabiatın dilini anlayabilmek için matematikle haşır neşir olması gibi, o da kendi doğasındaki işlemleri çözmek için kelimelerle uğraşıyor sürekli. İsimlendirebildiği nisbette hislerine tahammül edebiliyor, mantığına yatırabiliyor. Yoksa o isimlerin tanımlanamadığında ateşe dönüşüp varlığıyla kalpleri yakacak  mahiyete sahip olduğunun farkında. Buna en güzel örneği ise her fırsatta işlediği Aşk konusu.
Yazarın ilk üçünde Tolstoy'un Anna Karenina'sını görmek pek de şaşırtmıyor artık. Çünkü kendisi dokunduğu her karakteri adeta Anna gibi işleyip, yargılamayı vicdanımıza bırakıyor. Belki de bu kitabı tarihi bir romandan öte yapan özelliği budur.

Bu romanı ve diğer romanlarındaki üslubun özelliğini ise en güzel  Mustafa Kutlu  özetlemiş:

"Şarka mahsus sanatın temeli olan hikmet ve ahengin izdivacıdır bu."

Kitapta ilk defa karşılaştığım ve çok ilginç bulduğum kelimeler var , onları da paylaşmak isterim.

SEMENDER: Ateşte yanmayan masal yaratığı.Yeniçeriler, padişahı korumak için kendilerini herşeye siper ettiklerinden bir diğer isimleri de buymuş.

KAZAN KALDIRMA: Yeniçeri Ocağı'nın isyan etme, meydan okuma, otoritenin zayıf olduğu vakitlerde ise daha da kişisel isteklerini kabul ettirmek için yaptıkları eylem.

ABDULLAH: Devşirmeler ailelerinden alınıp, tüm geçmişleri silinerek isimleri Esame defterine farklı bir isimle kaydedilirken baba adı kısmına Abdullah ( Allah'ın kulu) yazılırmış. Hatta bütün bir Osmanlı tarihinde babasının adı Abdullah olanlarda bir yabancılık ihtimali bu yüzden aranırmış.

Üsluba uyum sağlayabildiğimizde farklı diyarlara götürebilecek ve kelimelerin büyüsüyle tanıştıracak olan bu romanı tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum. :)

'Dilhûn', bir alıntı ekledi.
25 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her kelime, başkalarının kalbini harekete geçirmek, birlik ve beraberlik içinde fedakarlık yoluna iletmek için etkili olmaz..

Evet , kan damlayan kelimeler; insanların kalpleri üzerinde etkili olur, fedakarlık alanında üstün başarılar hasıl edebilir ve kalplerin arasını birleştirebilir. Bu kanlı kelimeler ; ölü bir kalbe damlatildiginda onu diriltir ve o insanın kalbinde bir daha ölmemek üzere sonsuz olarak yaşarlar..

Fakat sadece ağızdan doğan ve dille ifade edilen sözler ise , ölüdürler. Hiç kimse böyle kelimelere sahip çıkmaz ve onları manevî evlat olarak bağrında besleyip büyütmez.
...
Hiç şüphesiz ilahi kaynaktan doğmayan, kalpte iman ve samimiyetle beslenmeyen kelimeler ölüdürler.
..
NE ZAMAN SÖYLEDİĞİMİZ BU KELİMELERİN UĞRUNDA ŞEHİD OLUR VE ONLARA SAHİDLİK KANIMIZDAN VERİRSEK, İSTE O ZAMAN CANLANIR VE BİR DAHA ÖLMEMEK ÜZERE YAŞARLAR..

Yahudi ile Savaşımız, Seyyid Kutub (Sayfa 38 - Beka yayıncılık)Yahudi ile Savaşımız, Seyyid Kutub (Sayfa 38 - Beka yayıncılık)

Kelimelerin insanları kırdığı söylenirdi.Bazen bir ok,bazen tabancadan çıkan bir kurşun,kimi zaman keskin bıçak olurlardı kalbe saplanan.Peki ya kelimelerin kalpleri?
Yumuşak bir sözden ziyade kâğıt kesiğine dönüşmek onları da kırmıyor mudur?

-Madamdalya-

İsim ile Ateş, bir alıntı ekledi.
25 Nis 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

BENİ AFFET!
Rabbim, benim Rabbim.Yani kulu olduğum.
Ey gelmişin ve geleceğin Rabbi,
Ey isimlerin sahibi,
Ben ayağımın nerede sürçtüğünü,ben hatamı,ben yanılgımı adımı bilir gibi biliyorum.
Ben bir kere kabul ettim kabahatimi. Sen bir kere affet.
Tevbe bir bilinç hali. Bir ilgi eki. Ben hatamla da Senin dairendeyim. Hala Sana ait hala Seninim.
Tevbemi kabul et. Af duama icabet et.
Ey Alim Rabbim, bilinenin bilinmeyenin,bilenin bilmeyenin yaratıcısı.
Sen her şeyi bilensin. her şeyi gören ve işitensin. Benim niyetimi benden daha iyi bilirsin.
Sen ki kaderleri yazan , yazgısı içine düşmüş kalpleri okuyansın, ben ki en fazla ve sadece Sana malumum.
Mizacıma, hamuruma neler kattığını. Nedenimi nasılımı.Çamurdan bir bedenle ilahi nefes arasında durduğumu. Yaşanmış evvelim gibi yaşanmamış sonumu da Sen bilirsin.
Sen. Beni bana emanet etmiştin.
Ama ben. Emaneti koruyamadım.
Beni affet.
Ey Kelim, ey Kelimelerin Sahibi,
Yaratan'ın ismi en büyük isim.
Yaratılanda Yaratan'ın ismi.
Senin isminin hatırına.
Bana verdiğin isim aşkına . Benim adıma. Senin adına.
Sen Kendi hatırına.
Rabbim hoş gör beni,yarattığını.''Yaratanımdan ötürü'' beni bağışla
Ey alimlerin Alimi. Zamanın Sahibi.
Ey tevbekarların Tevvabı.
Sen affı seversin. Rahman ve Rahim olan adınla, gaflete merhamet edersin.
Bana verdiğin kelimlerden okuyorum ki Sen, Sen'den dönenlere bile geri dönerlerse gel, diyeceksin.
Kıyas değl ümit. Beni de affet.
Ben kendimi affetmesem bile Sen beni affet.
Düştüm, düşmüşlüğüm kimsenin değil benim yanılgımın eseri
Düştüm.Düşenin dostu ALLAH.Tut elimden kaldır beni.
Baki ALLAH,
Rahman ALLAH,
Sübhan ALLAH

Lâ: Sonsuzluk Hecesi, Nazan BekiroğluLâ: Sonsuzluk Hecesi, Nazan Bekiroğlu

Kelimelerin Kalpleri
OLUŞ
Buna ağ da denir.
'Rabbimin gözüyle kalbime baktım. Orada birini gördüm. Ona sen kimsin diye sordum. Ben, Senim dedi'yle örüldü.
KELİMELERİN KALPLERİ
Sadık Yalsızuçanlar