Kitabı bir Üsküdar esnafı olan babam için 10. Üsküdar Kitap Fuarı'nda görüp aldım. Eski zamanın anılarını sevdiğim için kendisine vermeden önce ben de okumak istedim.
Yazar Serhat Onur, Üsküdar'da 1940-1960 yılları arasında yaşamış esnaflara, o zamanın meslekleri ve mekânlarına odaklandığı bu kitapta zamanın tanıkları, eski esnafları ile sohbetler etmiş ve anılarını kayda geçirmiş.
Doğma büyüme Üsküdarlı olarak kitaptan edindiğim bilgilerle yaşadığım çevreye çok daha ilgiyle baktım ve enteresan bilgiler öğrendim. Mesela 1906'da kurulduğunu öğrendiğim ve her gün önünden geçtiğim Çifte Fırın'dan o sabah bir açma alarak güne başladım. :)
Sohbet havasında anlatımıyla akıp giden bir anı kitabı diyebileceğimiz bu eser yaşamın faniliği üzerine de beni oldukça düşündürdü.Yaşadığımız küçücük bir alanda kimler kimler ne hayatlar yaşamışlar ve bizlerden sonra da kim bilir kimler neler yaşayacaklar.
Aynı zamanda ara ara geri dönüp tekrar karıştırdığım bir okuma deneyimiydi. Kuzguncuk'tan geçerken İsmet Baba Restoran daha önce ilgimi çekmemişti örneğin. Kitapta Manav İsmet'in hikâyesini öğrendikten sonra dönüp tekrar baktım bu İsmet o İsmet miydi diye. :)
Meraklısına öneririm, ben keyifle okudum.
Bu aralar yoğun ve karmaşık bir kurguya sahip kitapları okuyamıyorum. Üzerine fazla düşünmek zorunda kalmadığım, beni yormayan kitaplara daha çok yöneliyorum. Bu sebeple de özellikle çizgi romanlar ya da çocuk kitaplarına elim gidiyor bir tek.
Bu kitabı bulduğumdaysa arka kapak yazısı (2. görsel) beni tamamen içine aldı ve okumak istedim. Sakin, olaysız ve doğa tasvirleriyle dolu bir kitap okuyacağımı düşündüm ve haklı çıktım.
Kitap 1890 yılında yazılmış, New England'da bir balıkçı kasabasında geçiyor. Yazar bir kadın (anlatıcı) inzivaya çekilip yazılarına yoğunlaşma isteği ile kasabaya gelip Mrs Todd isimli bitki bilimci bir kadının evine yerleşiyor ve zamanla aralarında bir dostluk gelişiyor.
Belirli bir olay çerçevesinde ilerlemeyen, kasaba halkından kişilere dair küçük küçük hikâyelerin birleşiminden oluşan sakin bir kitap.
Kurguda tek takıldığım nokta bahsi geçen isimsiz yazarın neler yazdığına, yazarlık sürecine ya da kişisel yaşamına dair çok az, neredeyse hiç bilgiye sahip olmamamız. Ana kahraman hakkında daha çok şey bilmek isterdim, merak ettim.
Anlatıcı kesinlikle güçlü bir gözlem ve empati yeteneğine sahip, her bir cümlede bunun varlığını hissedebiliyorsunuz.
Kitapta geçen doğa tasvirleri başlı başına bir karakter sayılabilir. Sıcak yaz günlerinde bir balıkçı kasabasının gündelik yaşamında rahatlıkla kendinizi bulabiliyorsunuz.
Kitabın ikinci bir baskı yapacağını pek sanmıyorum, çok kişiye hitap eden bir kitap değil. Goodreads'te baktığım yorumlarda sevenlerin yanında sıkıcı bulup bitiremeyen hatırı sayılır bir grup da olmuş. Ama ikinci bir baskıyı isterdim çünkü bazı editoryal sıkıntılar göze çarpıyor ve düzeltilme imkânı olsa harika olurdu.
Kitabın görsel anlatım gücüne bayıldım. Bu kadar keyif alacağım bir kitap okumayı beklemiyordum alırken.
Çevirisi ise maalesef tam bir hayal kırıklığıydı ama yine de çizimlere kapılıp gidince çok göze batmıyor.
Çizimlerini çok sevdim. Çerezlik bi' Netflix dizisi tadında, güzel vakit geçirtiyor. Karakterin derinlikli konuşmalarını ve analizlerini sevdim, birçok konu üzerinde düşünmemi sağladı.
Sevdiyseniz Over the Garden Wall dizisini de izleyin bence. Hissiyat olarak çok yakın buldum. Benzer temalar etrafında dönüyor, evrenini de yakın buldum.