"Yazıklar olsun şu öldürme sanatına..." diye mırıldandı yine dörtgöz Nionyos, elinde tüfeğiyle titriyordu, "gitar için yaratılmışım ben, şu yok olasıca tüfek için değil."
Maryo, sevgilim, bu dağlarda binbir türlü işkence çekiyor ve yok oluyorum ve senin o sıcacık elceğizini tutmam gerekirken, öyle de isterken onun yerine şu tüfeği tutuyorum!
Benjamin aralıktan sızan sarı ışığın altında kardeşini görebiliyordu. Dışarıdaki dünya üzerinde parlıyordu, ışıl ışıldı. Gri haziran akşamında kamyonun arkasında şehri turlamaktan, ılık bira eşliğinde soğuk açık hava partilerinden, çalı arkasında sevişmekten, ekolu tren platformlarıyla banliyölere dağılan kalabalık kırmızı otobüslerden geliyordu.