BİRİLERİ BENİ KÖTÜ ANLATIRSA ONA İNANIN BENİDE RAHAT BIRAKIN
Hayatın gürültüsü içinde en büyük ustalık, her rüzgâra yelken açmamaktır. Bilmeliyiz ki, her olay bir yankıyı, her insan bir muhatabı hak etmez. Birine tepki göstermek, ruhumuzdan ona bir parça sunmaktır. Oysa insan, kendi değerini korumak için susmayı ve sükûneti öğrenmelidir Sakın kalmayı öğrenmeliyiz herşey ve herkes tepkiyi hak etmez birine tepki göstermek bile onu onemsediginiz anlamına gelir
Büyük Umutlar Niyet ettim yarım saat sessiz sakin kitap okumaya 😂😂
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sakin şehir
Türkiye'nin en huzurlu yerlerini internetten araştırıyorum
Sakın sen kuşlara uyma 𓂃 ོ𓂃
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret! Eksik olsun! Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? “Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem! Eksik olsun! Korkmak, tükenmek, bitmek… Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? İstemem! Eksik olsun! İstemem! Eksik olsun! Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek… Tek başına. Özgür olmak.
Son hasbihal.
İçimiz dışımızla kavgalı, dışımız içimizle... Bir olmanın çok ötesinde bir yerlerdeyiz, ve dünyayı idrak etmenin en uzak köşesinde. Sabahın kuşlu ve dingin sesi kulaklarımıza kaçamıyor sanki ? Gece şehrin son uğultusu, ve tükenen nefesini hissedebiliyor muyuz ki ? Hem nefes alan sadece insan mı şu dünyada, Dinlemezsek, dünyanın kabarıp inen gögsünün sesini nasıl alışacağız buraya… Tahayyülemizin çok ötesi bir devirde hüküm sürüyoruz. Gözlerimizi gördüklerimize inandırma güçlüğü çekiyoruz. Evet fazlaca kalabalık Fazlaca gürültülü, Fazlaca duyarsız, umarsız, Hem epey de râyihasız bir devrin göbeğinde yaşıyor olsak da. Anlayabiliriz birbirimizi değil mi ? Biraz eşlik edebiliriz gideceğimiz yola… Mevsimler ne diye gelip geçiyor zaten ? Bu debdebeler çağında, Çiçeklenmiş bir bahçeye insanın kazayla gözü kaysa, bin yıl gönlü kalırken, Bunca mûcizevî İnsan manzaralarına nasıl duyarsız olabiliyoruz hem… Bakmayın siz, Bugünlerde kendime kırgınım ben! Öyle ya, kırılmayacak kadar sağlam değilem … Biraz sakin ve sessiz bir akşamın yağmur kokulu rüzgarıyla, Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt'ün den iki cümle yolluyorum size, “İnsan, kirli bir nehirdir. Kirli bir nehri, kirlenmeden içine alabilmen için deniz olman gerekir." (S:70)
1000Kitap