ben sonrasıyım düşenlerin kefaretiyim
uygun adım iliklerin boşaltıldığı yalanların
ertesine düşmüş akşam gölgesi
bir yudum sığınağım ayaksız nehirlere
korkarım incelik tarazından düşen her sağnak ile
kuşanırım yalsız semersiz kuşaksız
kucağımda binbir hatır karası o zalim günlerin.
Sözü alır sivriltir teber olur boynuna asılı zalım kılıçların, handiyse yedeğine tırmanır, baş alır kıpkırmızı nice hatırayı saklayan söğüt dalından ses alır ağular, aşa katar matem olur diriltir menkıbeleri aza kanaat olur sırma dalına mandalı takmış sükût arşınlar saniyeleri takar koluna bileklik niyetine bir ömür söze gelmeyen yâr olur canan olur, ser.
Çifter çifter koşan atlar aşkına
Uçan kuşlar ve güvertesine konan ebabil
Süt veren rengin tüm coğrafyası sığdı işte
Gördün ki çoğun eşref-i mahlûkat elbisesini
Yırttı attı üstünden çırıl çıplak
Bekler oldu dağların ardından çağıl çağıl
Haber getiren mevsimin sesi
Kurtul ey!
Pençeni daldır kalbine ve sök
İblisin çivisini
Hızır’ın sesine kulak ver
Bak ne diyor
Ey Musa!
Gemi su alıyor
Tut elimi
Yürüyelim denizler üzerinden