Salbina Bunyatova

Salbina Bunyatova

, bir kitabı okumaya başladı
Oliver Sacks
8.5/10 · 247 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gelecek birkaç yüzyıl boyunca insan, çalışmak için pek de enerji harcamanın gerekmeyeceği zamanın gelmesini bekleyerek, enerjisinin çoğunu anlamsız işlerde harcamaya devam eder mi? Bu sırada insan ne duruma gelir? Hem çalışma saatlerinde hem de boş zamanında da gitgide daha çok yabancılaşmaz mı? Çaba göstermeden çalışma umudu, tembellik özlemine ve düğmeyle hükmetme hayaline dayanan bir kuruntu, üstelik de oldukça sağlıksız bir hayal değil midir? Çalışmak, insan varoluşunun, neredeyse tamamen anlamsız ve önemsiz kılınamayacak, asla da kılınmaması gereken temel bir bileşeni değil midir? Başlı başına çalışma biçimi, kişinin karakterini oluşurmada temel bir unsur değil midir? Tümüyle otomatikleşmiş çalışma, tümüyle otomatikleşmiş bir yaşama götürmez mi?
Sayfa 298·Kitabı okudu
Kendini, kendisince ve başkalarınca manipüle edilecek bir şey, bir yatırım gibi deneyimlediği için, benlik duygusu eksikliği çeker. Bu benlik yoksunluğu, derin kaygı yaratır. Hiçliğin dipsiz uçurumuyla yüz yüze gelmesinin doğurduğu kaygı, cehennem azaplarından bile daha dehşet vericidir. Cehennem görüşünde, ben cezalandırılır ve işkenceden geçirilirim, hiçlik görüşünde ise deliliğin sınırına itilirim, çünkü artık "ben" bile diyemem.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Dünya, tam ağzımıza layık tek bir büyük nesnedir, kocaman bir elma, kocaman bir şişe, iri bir memedir; biz, meme emen çocuklarız, sonsuz beklentileri olan, hep umut besleyen ve sürekli düş kırıklığı çeken kişileriz. Doğum sürecimiz annenin memesinde sonlanırsa, hiçbir zaman memeden kesilmezsek, aşırı büyümüş bebekler olarak kalırsak, alıcı yönelimin ötesine asla geçmezsek, düş kırıklığı çekmekten başka bir seçeneğimiz olur mu? Böylece insanlar kaygıya düşer, aşağılık, yetersizlik, suçluluk duygusuna kapılırlar. Cansız gibi yaşadıklarını, yaşamın kum taneleri gibi avuçlarından kayıp gittiğini hissederler. Edilgin olarak sürekli içine almaktan kaynaklanan dertleriyle nasıl başa çıkarlar? Başka bir edilginlik biçimi olan, deyim yerindeyse sürekli dışarıya saçarak, yani konuşarak. Otorite ve tüketim olgusunda görüldüğü gibi, burada da, bir zamanlar üretken olan bir fikir tam karşıtına dönüşmüştür.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Ama daha önemlisi, değiş tokuş dürtüsünün kişilerarası ilişkiler alanında da yürürlükte olmasıdır. Çoğu zaman aşk, kişilik pazarındaki değerlerini hesaba katarak, birbirlerinden umabileceklerinin en iyisini alan iki insan arasındaki olumlu bir değiş tokuştan başka bir şey değildir. Her bir kişi, taşıdığı mübadele değerine ait çeşitli yanların tek bir öğede, onun “kişilik"inde harmanlandığı bir "paket"tir; burada “kişilik”le anlatılmak istenen şey, onun kendini iyi pazarlamasını sağlayan niteliklerdir; görünüşü, eğitimi, gelir düzeyi ve başarı şansıdır; her bir kişi, bu paketi, elde edilebilecek en yüksek değerle değiş tokuş etmeye uğraşır.
Sayfa 156·Kitabı okudu