Salbina Bunyatova

İnsan, önceleri hiç var olmayan, insan yapısı şeylerden oluşan bir dünya yaratmıştır. İnşa ettiği teknik aygıtı yönetmek için karmaşık bir toplumsal aygıt kurmuştur. Ama kendinin yarattığı tüm bu dünya onun üstünde ve ona egemendir. İnsan, kendini, bir yaratıcı ve merkez olarak değil, elleriyle inşa ettiği bir Golem'in hizmetçisi olarak duyumsar. Serbest bıraktığı güçler ne denli kudretli ve devasa ise, bir insan olarak kendini o denli kudretsiz duyumsar. Yaratmış olduğu, kendine yabancılaşmış nesnelerde cisimleşen kendi güçleriyle karşı karşıya kalır. Yarattığı şeyler ona sahip olur ve insan artık kendinin sahibi olmaktan çıkar. İnsan, bir altın buzağı yaratmıştır ve der ki, "Bunlar, sizi Mısır'dan çıkarmış olan tanrılarınızdır."
Sayfa 134·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Öyleyse, toplumumuz ne tür insanlara gerek duyar? Yirminci yüzyıl kapitalizmine uyan “toplumsal karakter" nedir? Büyük gruplar olarak hiç pürüz çıkarmadan iş birliği yapan; hep daha fazla tüketmek isteyen, beğenileri standartlaştırılan, kolaylıkla etkilenebilen ve önceden kestirilebilen insanlara gerek duyar.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Eğer tek bir kişiyi sevip, başkalarını sevemiyorsam, tek kişiye olan sevgim, beni diğer insanlardan daha da yabancılaştırıyor ve uzaklaştırıyorsa, o kişiye pek çok değişik biçimde bağlanmış olabilirim ama sevdiğim söylenemez. "Seni seviyorum," diyebiliyorsam, "Sende tüm insanlığı, tüm canlıları seviyorum; sende kendimi de seviyorum," demiş olurum. Kendini sevme, bu anlamıyla, bencilliğin tersidir.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Yaratmak için, etkinlik ve ilgi gerekir. Kişinin yarattığını sevmesi gerekir. Öyleyse insan, yaratma yeteneğine sahip olmazsa, sevemezse, kendini aşma sorununu nasıl çözer? Bu aşma gereksiniminin başka bir yanıtı daha vardır: Yaşamı yaratamazsam, yok edebilirim. Yaşamı yok etmek de onu aşmamı sağlar.
Sayfa 48·Kitabı okudu
İnsanın dünyayla birleşme, aynı zamanda da bir bütünlük ve bireysellik duygusu edinme gereksinimini doyuran bir tek tutku vardır, o da sevgidir. Sevgi, kendi benliğinin ayrılığını ve bütünlüğünü korumak koşuluyla, kendisi dışındaki biriyle ya da bir şeyle birleşmedir. Kişinin kendi içsel etkinliğinin tam olarak açılıp gelişmesine olanak veren bir paylaşma, kaynaşma deneyimidir.
Sayfa 42·Kitabı okudu