-“İyi bir asker, duygularınl gizlemeyi bilmeli.”
-“Sen biliyor musun?”
-“Bugün gerçekten çok öfkeli ve tedirgin görünüyordun.”
-“Aslında bu dizginlenmiş halimdi, beni dizginleyen bir şey vardı.”
-“Seni dizginleyen şey neydi?”
-“Attığım her öfkeli adımda,” Başparmağı aralık kalan dudağımın üzerine değdi. “burası aklıma geldi.”
“Kızgınca baktığım her yönde..” Parmağı yavaşça yukarı çıkıp göz altıma değdi. “Bu, cesurlukla süslenmeye çalışılmış,ürkek,kaçamak bakışları gördüm.”
“Duyduğum, sinirleneceğim her saçma sözde..” Boşta kalan sağ eli yavaşça parmaklarıma doğunduğunda ürperdim. “Kulaklarımda dün geceki o melodi, bizim melodimiz çalındı.”
-“Alaz,” dedim güçsüz bir şekilde.
-“Efsun,” dedi boğuk sesiyle, “Kahretsin,” diye inledi.
“Galiba ben duygularını saklamakta çok başarılı bir asker değilim.”
-“Alaz,” dedim bir kez daha bu sefer onun gibi.
“Sen, söylediklerinle karşındakini kendine esir etmekte çok başarılı bir askersin.”