İçinde bulunduğumuz toplum, kişilerin kültürel ve etik vasıflarını kayda almayan, sürekli daha yoğun bir ekonomik nüfuz arzulayan, her istek ve itkiyi anında gerçekleştirmenin büyüsüne kapılmış bir toplumdur.
İnsanlar hiçbir zaman, günümüz gelişmiş toplumlarındaki gibi böyle sessiz ve hijyenik ölmediler ve yalnızlığı bu kadar teşvik eden toplumsal koşullarda yaşamadılar.
Çok uzun zamandır okullar, rekabet devletinin çeşitli testlerde yüksek puan alan ‘fırsatçı birey’ talebini karşılamak üzere iş görüyor. Vurguyu yeniden ahlakın üzerine çekmeliyiz. Geleceğin vatandaşlarına, kendi menfaatlerine hizmet edebileceği için değil, doğru olduğu için doğru olanı yapmayı öğretmeliyiz.