Salim

Puan vermedi·65 syf.·
2020 5. kitabı
Eseri, Ord. Prof. Enver Ziya Karal’ın¹ ön sözü, Yusuf Akçura’nın² Üç Tarz-ı Siyaset’i³, Ali Kemal’in cevabımız yazısı⁴ ve Ahmet Ferit (Tek)’in⁵ mektubu⁶ olarak dört kısma ayırabiliriz. İlk kısımda Yusuf Akçura’nın yaşam öyküsü ve Üç Tarz-ı Siyaset’inden bahsedilir. Ord. Prof. Enver Ziya Karal’ın kaleme aldığı ön sözü, Yusuf Akçura’nın yaşam öyküsüyle başlar. İki yaşında babasının⁷ vefat etmesi sonucu annesi⁸ çuha fabrikalarını idare etmeye çalışır. Bekledikleri gibi gitmeyen işlerin ardından İstanbul’a göç etmek zorunda kalırlar. Özgürlük üzerine yazılan kitapların okunması yasak olduğundan bir kez tutuklanır ve affedilir. İkinci kez tutuklandığında ise Ferid (Tek) ile birlikte Trablusgarp’a⁹ sürülürler. Paris’te Serbest Siyasal Bilgiler Okuluna girer ve 1902 yılında başarıyla mezun olur. Osmanlı Devleti’ne dönmesi yasak olduğundan amcasının yanına Rusya’ya gider. Anlaşmazlık sonucu amcasıyla yollarına ayırarak İstanbul’a döner. Dönmesindeki gerekçe 1908 yılında ilan edilen İkinci Meşrutiyettir. Türk Derneği cemiyeti ve derginin kurucuları arasında yer alır. Darülfunun da Siyasal Tarih Profesörü, Türk Yurdu Dergisi’nde müdürlük yapar ve Türk Ocağı kurucuları arasında yer alır. Atatürk’ün¹⁰ uygun görmesiyle Birinci Türk Tarih Kongresi’nde başkanlık yapar. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yakınçağ Tarihi Profesörlüğüne atanır ve Türk Tarih Kurumu Başkanı olur. Karal, Yusuf Akçura’nın yayımlamış olduğu makale ve yazılarını; genel Türk tarihi ve Türkçülüğe ilişkin yapıtlar, Osmanlı tarihi ile Avrupa tarihinin siyasal, sosyal ve ekonomik konularıyla ilgili yazıları olarak üçe ayırmıştır. Akçura’nın Türkçülüğünün temelindeki düşünceyi “Tarihi, hayatta kendisinden faydalanılmayan kimi soyut gerçekleri öğrenmek için tetkik etmiyoruz. Tarih, bağlı bulunduğumuz insan
Üç Tarz-ı SiyasetYusuf Akçura · Türk Tarih Kurumu · 20182,919 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey koca Türk, durumunu beğenmedin, hoş görmedin, memleketini terk eyledin, değil mi? Maksadın hayır ise, yürü, git Mısır'a, Amerika'ya, İngiltere'ye, Fransa'ya nereye istersen git. Fakat her gittiğin yerde bir meslek, bir meziyet, bir irfan sahibi olmaya çalış. Çalış da, maddî ve manevî kudret ve servet edin. Fikren, cismen yüksel. Yüksel ki, bir gün senden memleketin ger suretle istifade edebilsin. Hepimiz böyle yapabilsek, çok geçmez Osmanlı topluluğu, beraberce, her suretle ne parlak bir nizam ve intizama mazhar olur, görürüz.¹ ¹Ali Kemal'in Yusuf Akçura'ya yazdığı eleştiri yazısının kitaptaki 48. sayfasından yapılan alıntıdır.
Sayfa 48
Lâkin, diğer dinlerin tarihinde görülen değişmeler, İslâmda dahi bir dereceye kadar müşahade olunur: Irk tesirleri ve muhtelif vakalar neticesi, dinin teşkil ettiği siyasî birlik kısmen bozuldu. Hicretten henüz bir asır geçmemiş idi ki, Arap ve Acem milliyetleri zıddiyeti, Emeviye ve Hamişimiye hanedanları arasındaki nefret tarzından tecelli ile, İslâm birliğine kapanma bilmez bir yara açtı, Sünnî ve Şiî büyük ihtilafını ortaya çıkardı. Daha sonraları, Arap ve Acem unsurlarına Türk ve Berber vesaire gibi muhtelif unsurlar da karıştı.
Sayfa 34
Ben Osmanlı ve Müslüman bir Türküm. Binaenaleyh Osmanlı Devleti, İslâmiyet ve bütün Türkler menfaatına hizmet etmek istiyorum. Lâkiin siyasî, dinî ve soya dayalı olan bu üç cemiyetin menfaatlerı müşterek midir? Yani birisinin kuvvetlenmesi, diğerlerinin de kuvvetlenmesine mucip olur mu?
Sayfa 26
Vakta ki milliyet kaidesi, Almanlar tarafından hakikî vakalara daha yakın bir surette, milliyetlerin esası ırk olmak üzere tefsir olundu ve bu tefsirin galebesi demek, evvelâ 1870-71 seferiyle Napolyon ve Fransa İmparatorluğu tekerlendi, işte o zamandan itibaren Osmanlı milleti denilen siyasi görüş, biricik dayanağını kaybetmiş oldu.
Sayfa 19