Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devletten sert ne vardır? Devletten yumuşak ne vardır? Devlet, bir gün yeryüzünden kalkar mı? Kalksa bile yerini alacak kurum, devlet özelliğine yakın bir yapıda olacaktır şüphesiz.
Marx'ın yitik cennet yanılgısı burda. Devleti ortadan kaldırmak gerçekte hiç bir şeyi değiştirmeyecektir. Çünkü: ortadan kalkacak olan onun ruhu değil, biçim ve görünüşleri olabilir. Yoksa, devletin gerekli dozdaki katılığı, realizmi ve gerekli dozdaki af ve merhameti, insanlar için kaçınılmazdır ve şu veya bu biçimde insanlıkla birlikte sürüp gidecektir. Hazreti Yusufun buğday biriktirimi ve dağıtımı planlamasında da bu en reel yanıyla belirir. Af ve merhamet olaylarında da.
Toplum açısından konuşursak, Nemrut zulüm demek. İbrahim de onun ateşinde yanmayan adalet. Adalet öyle bir altındır ki, zulmün ateşinde ancak tozu toprağı yanar: pası, katışık madenleri erir; o, ateşte saf hale gelir ve ateş söndüğü zaman en halis bir külçe halinde parlar, zaferini ilan eder.
Süleymaniye, sadece mimarının kafasından geçenden ibaret olmadığı gibi, sadece çizilen projesinden, hatta taş ve tuğlalarla örülüp bittiği andaki durumundan da ibaret değildir. Süleymaniye, asıl, zamana karşı fizik dayanıklılığını gösterdiğinde ve daha da önemlisi insanların estetik ve ruhi ihtiyaçlarına sürekli bir şekilde cevap verebilme imtihanından başarıyla geçtikten sonra Süleymaniye olmuştur. Fakat öyle bir Süleymaniye ki, baştan beri buydu, bu Süleymaniye'ydi adeta.
Hayat, sadece komedi olmadığı gibi, sadece trajedi olmadığı gibi, sadece dram da değildir; trajedinin, komedinin, dramın üstün bir uyum noktasında dengeye erişinden doğmaktadır. Trajik olan, komik olanı bir kılıç gibi ikiye böler; dram, trajiğin soluk almak için durduğu noktada belirir; trajik olanın durduğu noktada tembelleştiği çizgide bir yosun gibi biter dramatik olan.