Sümeyye

Sümeyye
@samankagidi
6/10
·143 syf.·
2021 8. kitabı
Yitik Cennet’te Sezai Karakoç Dünya tarihi boyunca birbiri ardınca gelen ve aralarında uzun yıllar boyu mesafeler ve yaşamlar barındırmasına rağmen peygamberlerin görevini tamamlayarak taşıdıkları meşaleyi kendinden sonra gelen elçiye teslim edişine değinmektedir. Ta ki son elçi olan Hz. Muhammed’e değin bu döngünün böyle olmasının gerekliliğinin gözler önüne serildiği eserde Dünya var olalı beri en küçük parçadan en kapsamlı işleyişe kadar tüm detayların bir manasının bulunuşuna dikkat çekilmektedir. İlk peygamber Hz. Adem’in taşıdığı meşale öyle bir meşaledir ki Dünya’nın başlangıcını ve anlamını barındırmaktadır. Hz. Adem’in cennetten uzağa düşmesinin bir anlamı vardır ve bu başlangıç yaşamın, insanın, insanlığın canlılığın, özlemin ve arayışın merkezine dikilen bir tohum gibidir. Hz. Adem’in özlem denizinde yıkanması ve sevgisinin her türlü sınava tabii tutulması için cennette değil de yeryüzünde dikilmesi gerekmektedir bu tohumun. Sezai Karakoç Adem’in içinde bulunduğu durumun nedenlerini şu cümlelerle anlatmaktadır: “Uzaklaştırma yaklaştırma içindir. Ayrılık buluşmaya doğrudur. Yitirme, bulma arzusunu uyandırır. Gurbette söylenir sıla şarkısı” Görevini başarıyla tamamlayan Âdem meşaleyi Hz. Nuh’a verirken ekmiş olduğu tohumun filizlenmesinde onu emanetçi kılmıştır. Bu meşale sırasıyla Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’in avuçlarında taşınacaktır. Her peygamberin sınavı çetin ve kendi çağına özgü olmasına rağmen insanlığın sorunlarının, hüzünlerinin, umutsuzluklarının, acı ve kaygılarının, çile ve yok sayılışlarının örneklemini oluşturmaktadır. Her çağ hazırlık döneminden geçmekte ve derin bir sancının eşiğinde kıvranmakta iken bir peygamberin çıkagelişi ve toplumu terbiye edişi mesajların en anlamlısı ve en
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
6/10
·314 syf.·
2021 7. kitabı
Deneme türünün öncülerinden olan Michel de Montaigne tarafından kaleme alınmış bu kitap insanın kendini tanıması sonrasında insanlığın gizlerine yolculuğun mümkün olabileceğini düşündürtmektedir. Aynanın karşısına geçerek bedenini ve ruhunu bütün gerçekliğiyle tanımak, kendini olmayı arzuladığı gibi değil de olduğu gibi kabullenmek, özüyle barışmak insana adeta insanlığın sırlar ile dolu kapısının anahtarını sunmaktadır. Bu görüşü benimseyen Montaigne yoğun bir yaşamdan sonra henüz otuz sekiz yaşında iken kitapları ile birlikte çiftliğine çekilmekte ve kütüphanesinde şu Latince metni yazmaktadır; “1571 yılı: Michel de Montaigne, otuz sekiz yaşında. Doğum yıldönümünden bir gün önce; meclisteki kulluğundan ve memuriyetinden bıkmış; fakat sapasağlam olarak kitapları arasına dönüyor ve geri kalan günlerini orada, sessizlik içinde geçirmeye karar veriyor.” Denemeler’i, okumuş olduğu birçok eserde yer alan metinlerle süsleyen Montaigne oldukça fazla duygu, durum, kişi ve eylem üzerine görüşlerini belirttiği bu kitabında gündelik yaşamın dilinin gücünü sıklıkla dile getirirken aynı zamanda eser içerisinde de süslü kelimelerin yerine sade bir dil kullanmayı ihmal etmemiştir. “Ah, keşke Paris’in zerzevat çarşısında kullanılan kelimelerle konuşabilsem!” ifadesinden de anlaşılacağı üzere Montaigne’nin büyük bir tutkusudur halk gibi konuşabilmek. Montaigne’nin işlediği konular arasında insan, felsefe, dostluk, aşk, mutluluk, vicdan, tanrılar, ruh, beden, yalnızlık, hastalık, alışkanlık, ölüm, özgürlük, sağlık, korku, bilim, hayat, şiir, öfke, kitap, dil, kötülük, iyilik, doğruluk, hüzün, eğitim, yaşam, zorluk, çirkinlik, cinsellik ve güven gibi birçok tema yer alırken bunların yanı sıra eserin başından sonuna kadar Dünyaya mal olmuş birçok düşünür, komutan, hükümdar ve şairin
Düşünce
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,7bin okunma
8/10
·136 syf.·
2021 2. kitabı
Oldukça sade ve akıcı bir dille yazılmış olan kitapta Tolstoy neredeyse ilk sayfadan başlayarak son sayfaya kadar yaptığı toplumsal analizler ile okuyucuları şaşırtmayı ve aynı zamanda hayran bırakmayı başarıyor. Kitabın en başından beri sonunda hangi olayın gerçekleşeceğini bilmemize karşın bir insanın bu felaketi gerçekleştirecek birine evrilişini okumak, her sayfadan alınan heyecan dolu tadı azaltmak bir yana artırmaktan da geri kalmıyor. Tolstoy’un ahlak, cinsellik, evlilik, aile, çocuk sahibi olmak, kıskançlık ve öfke nöbetlerinin oluşturduğu buhrana çok farklı bir noktadan baktığını, yeri gelip kafamızın oldukça karışmasına yeri geldiğinde ise muhteşem bir analiz yaptığını düşünmemize sebep olduğu bu kitabı benim için oldukça besleyici bir nitelikte oldu. Pozdnışev’in hatasından sonra pişman olması ile başlayıp bu hatanın nedenlerini çok üzün süre düşündükten sonra toplumun insanı getirdiği konumu fark etmesi ve bu çöküşü acılar içinde kıvranarak kompartıman arkadaşına itiraf etmesi beni oldukça etkiledi. Kendimden ve toplumumdan kesitler bulmam da hem üzücü hem de farkındalık dolu bir duruma sürükledi beni. Kitabın son sözünde ise Tolstoy’un bakış açısından ideal ahlak anlayışı ve din irdelenmiş. Kitap boyunca fikirlerimle çatıştığını düşündüğüm bazı yerler olsa da genel anlamda kitabı okuduğum için kendimi oldukça mutlu hissediyorum. Kreutzer Sonat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma