Yitik Cennet’te Sezai Karakoç Dünya tarihi boyunca birbiri ardınca gelen ve aralarında uzun yıllar boyu mesafeler ve yaşamlar barındırmasına rağmen peygamberlerin görevini tamamlayarak taşıdıkları
Deneme türünün öncülerinden olan Michel de Montaigne tarafından kaleme alınmış bu kitap insanın kendini tanıması sonrasında insanlığın gizlerine yolculuğun mümkün olabileceğini düşündürtmektedir.
Oldukça sade ve akıcı bir dille yazılmış olan kitapta Tolstoy neredeyse ilk sayfadan başlayarak son sayfaya kadar yaptığı toplumsal analizler ile okuyucuları şaşırtmayı ve aynı zamanda hayran bırakmayı başarıyor. Kitabın en başından beri sonunda hangi olayın gerçekleşeceğini bilmemize karşın bir insanın bu felaketi gerçekleştirecek birine evrilişini okumak, her sayfadan alınan heyecan dolu tadı azaltmak bir yana artırmaktan da geri kalmıyor. Tolstoy’un ahlak, cinsellik, evlilik, aile, çocuk sahibi olmak, kıskançlık ve öfke nöbetlerinin oluşturduğu buhrana çok farklı bir noktadan baktığını, yeri gelip kafamızın oldukça karışmasına yeri geldiğinde ise muhteşem bir analiz yaptığını düşünmemize sebep olduğu bu kitabı benim için oldukça besleyici bir nitelikte oldu. Pozdnışev’in hatasından sonra pişman olması ile başlayıp bu hatanın nedenlerini çok üzün süre düşündükten sonra toplumun insanı getirdiği konumu fark etmesi ve bu çöküşü acılar içinde kıvranarak kompartıman arkadaşına itiraf etmesi beni oldukça etkiledi. Kendimden ve toplumumdan kesitler bulmam da hem üzücü hem de farkındalık dolu bir duruma sürükledi beni. Kitabın son sözünde ise Tolstoy’un bakış açısından ideal ahlak anlayışı ve din irdelenmiş. Kitap boyunca fikirlerimle çatıştığını düşündüğüm bazı yerler olsa da genel anlamda kitabı okuduğum için kendimi oldukça mutlu hissediyorum.