Samet Çalışkan

Samet Çalışkan
@sameeit
Bazen, sadece su içmek istersin. Çünkü dudağın kurumuştur..
Aşk adına niçin onca cinayet işlenmektedir? Âşıklar ve sevilenler, karılar ve kocalar birbirlerini çok fazla sevdikleri için mi öldürmektedirler? Belki de aşkın kandırmacalarının aşkın kendisiyle pek ilgisi yoktur. Belki de bu insanın kendi iç mücadelelerinden kurtulmak için bir başkasının sevgisini zorlama girişimidir. Bu mücadelelerin nedeni de, insanın kendisini gerçekten sevme yetisine sahip olmamasıdır. İnsanın kendi doğasına olan tamamen ilkesel sevgisinin dışarıdan gelen onaya bağlı olan narsistik sevgi tarafından bastırıldığı yerde kendi gerçek kendiliğini oluşturma cesaretini bulma olanağı kalmaz. Bu nedenle kendimizi bir başkasında sevmeyi deneriz, bir başkası da böyle bir sevgiye “değer” bulduğumuz kişi olur. Böylece kendimizi ve ötekini yitirmiş oluruz. ...
Sayfa 68 - Çitlembik
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Augustınus
Tanrı bize özgür irade vermiştir. Sözgelimi, bir sonraki cümleyi okuyup okumayacağınız size kalmıştır. Sizin seçiminizdir bu. ... Ne var ki özgür iradeye sahip olmanın bir sonucu kötülük yapmaya karar verebilmemizdir. Yoldan çıkabiliriz… Sıklıkla bunlar, aklımız duygularımıza yenildiğinde gerçekleşir. ... Augustinus, rasyonel yanımızın tutkularımızı kontrol altına alması gerektiğine inanmıştır. İnsanlar, hayvanlardan farklı olarak, aklın gücüne sahiptir ve onu kullanmalıdır. Tanrı bizi kötü karşısında daima iyiyi seçmeye programlamış olsaydı, herhangi bir zarar veremezdik ama o zaman gerçekten özgür olmaz ve ne yapacağımza karar vermek için aklımızı kullanamazdık. Tanrı bizi böyle de yaratmış olabilirdi. Augustinus, Tanrının bize seçme özgürlüğü vermiş olmasının çok daha iyi olduğunu öne sürüyordu. Aksi takdirde, Tanrı’nın iplerini oynatarak her zaman uslu durmasını sağladığı kuklalar olurduk. ... Dolayısıyla Tanrı tüm kötülükleri önleyecek kadar güçlüdür ama kötülüğün varlığı, yine de doğrudan ona bağlanamaz. Ahlaki kötülük bizim seçimlerimizin bir sonucudur.
Sayfa 63 - ALFA I FELSEFE
Kendisine gelince, sıradan bir insandı Sofie. Ama tarihsel köklerini tanıyınca daha az sıradan olacaktı. Henüz birkaç yıldır yaşıyordu bu gezegende. Ama eğer insanlık tarihi kendi tarihi sayılırsa, bir bakıma yaşı binleri buluyor demekti.
Sayfa 185 - Pan
Ama bu kadarla da kalmaz İsa, anlıyorsun değil mi? Sıkı dur şimdi. İsa demiştir ki, “günahkârlar” Tanrı katında kendi mükemmellikleriyle gurur duyan kusursuz Ferisîler’den ve “temiz vatandaşlar”dan daha salihtiler ve dolayısıyla bağışlanmaya daha yakındır.
Sayfa 179 - Pan
Arendt, çağımızın rezlliğinin uç noktasını; insanların sanki duyguları varmış gibi davranabileceklelerini görmemişti.
Sayfa 54 - Çitlembik