İnananların en büyük imanı, artık inanmayacakları, inançlı olmaktan ayrılacakları bir ana inanmalarından ileri gelir; iman yoluyla kendilerinden kaçırılan ölüme iman etmişlerdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mutsuzluk öyle bir sözcüktür ki hiçbir açıklama yapmadan üzerimize çullanır, sıradan bir kader oluşturmaz ama onu yanıtlamamıza izin vermeden başka bir kader oluşturur. Mutsuzluğa karşı gelemeyiz. Kendisi konuşmaz bizi konuşturur. Ama onu silebilecek bir eylem, sabitleştirecek bir bakış olmasa bile, ona dayanmamızı sağlayan bir edilgenlikten daha büyük bir edilgenlik olabileceğini düşünemez miyiz, böyle bir şey olabilseydi doğallığın bu kaderinin özelliğini geri almayı canlandırdığı hiçbir zaman söylemediği sözü geri alabilir miydik? Belki de düşünce en edilgen tutkusunda her türlü mutsuzluktan daha mutsuzdur, başkası aracılığıyla başına gelen mutsuzluk karşısındaki düşünce onu daha da mutsuz, daha da edilgen kılar; bu edilgenlik, sözde her türlü nedenden kaçarak, ona yanıt verebilecek belli bir mesafeyi sağlar (toplumsal tarih ya da ahlâki nedenler) en azından bir şeyler mutluluktan taşar, mutsuzluk harabe halinde karanlık egemenliğini sürdürür. Evet, belki; sadece belki.