Öyle ki Nurullah Genç'in şiirlerinden cümle beğenmek bir gül bahçesinde birbirine benzeyen onca gül içinden birini seçmek gibi, aynı gibi duran bambaşka lezzette dizeler her biri. Bu güllerin arasından paylaşmak istediğim ve beni her dinleyişimde gönlümün bilmem kaç fersah derininden etkileyen o dizeleri yazıyorum:
-
.
.
.
Hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
.
.
.
At vuruldu; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim.