Onunla, birbirinin aynı olan günlerimizi yaşamaya başlayacak, her gün görevlerimizi yerine getirecek, gece olunca yatıp uyuyacak, ertesi gün yine aynı şeyleri yapmak üzere uyanacaktık.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her bir insanın hikâyesi, bizi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kavransın. Her hikâye, sonuçta insan varoluşunun bir hikâyesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?
Havaalanındaki onca insanın bir şehirden başka bir şehre, bir ülkeden başka bir ülkeye gitmek için koşturup durması, bavullar taşıması, bir yerlere yetişmeye çalışması gözüme anlamsız devinimler gibi görünmeye başladı.
Ne çok insan vardı trafikte! Birbirinden kopuk, diğerlerinin neler yaşadığından habersiz ne çok insan vardı. Çeşitli amaçlar peşinde, çeşitli kaygılarla akıp gidiyordu hayat. Ama kimse kimsenin hikâyesini bilmiyordu.
Yaşanan onca göçün, onca acının, gizlenen onca olayın sonraki kuşaklara bir etkisinin olmayacağı düşünülebilir mi? Bu insanlar, onları yaşayanlar tarafından yetiştirilmedi mi?
Ama insanlar hâlâ, sanki bu hayatı nasıl zorlaştırabiliriz, nasıl çekilmez hale getirip mutsuzluğa neden oluruz diye, gece gündüz düşünüyorlar, sürekli bunun için uğraşıyorlardı.