Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, Osmanlı tarihine dair kalıplaşmış yargıları kıran, okuyucuya yeni bir perspektif kazandıran ve tarihsel bilinci derinleştiren önemli bir çalışmadır. Bu kitap, Osmanlı’yı anlamak isteyen herkes için bir başlangıç noktası olmanın ötesinde, tarihsel düşünmenin nasıl olması gerektiğine dair güçlü bir örnek sunar. Okuyucu, bu eseri bitirdiğinde yalnızca Osmanlı hakkında daha fazla şey öğrenmiş olmaz; aynı zamanda tarihe bakışının da dönüşmeye başladığını fark eder. İlber Hocama bu kitap için teşekkürlerimi sunuyorum. Mekanı cennet olsun.
Köprülüler, siyasal meşruiyeti yeniden üretirken “nizâm-ı âlem” idealini retorik bir çerçeve olarak kullanmış; fakat pratikte uyguladıkları yöntem, klasik Osmanlı siyaset teorisinin sertleştirilmiş bir icra biçimidir. Bu nedenle Köprülüler devri, ne mutlak bir çöküş göstergesi ne de parlak bir diriliş devridir; bilakis, imparatorluk organizmasının kriz anında gösterdiği otoriter refleksin tarihsel tezahürüdür.
Osmanlı’da siyasal iktidarın kaynağı teorik olarak ilahî hukuka dayandırılsa da, uygulamada egemenlik “nizâm-ı âlem” ideali doğrultusunda rasyonel ve pragmatik bir devlet aklıyla yürütülmüştür. Bu durum, İslam siyaset teorisinin Osmanlı bağlamında kurumsallaştırılmış bir yorumu olarak değerlendirilebilir.
Ulema sınıfı bağımsız bir ruhban otoritesi değil; merkezî bürokrasinin organik bir parçasıdır. Böylece dinî otorite ile siyasal otorite arasında Batı Orta Çağ’ındaki gibi bir ikili egemenlik çatışması doğmamıştır. Bu yapı, Osmanlı’yı Avrupa’daki kilise-devlet geriliminden farklı bir çizgiye yerleştirir.
Ayrıca çok dinli imparatorluk yapısında, gayrimüslim unsurlar İslam hukukunun zimmî statüsü çerçevesinde kurumsal özerklik kazanmıştır. Bu durum, dinin siyasal organizasyonda dışlayıcı değil düzenleyici bir çerçeve olarak işlev gördüğünü gösterir.
Özellikle Kösem Sultan ve Turhan Sultan’a ait telhis bölümlerinin, Topkapı Sarayı arşivlerinden aktarılan örnekleriyle birlikte tarafımıza sunulmuş bulunmasını son derece yerinde ve takdire şayan buldum.