"Sarı Nehrin Unutulan Çocukları, Salurlar" benim de çok yakından tanıdığım, çok sevdiğim ağabeyim Hakkı Tatar’ın mahir kaleminden çıkmış olan sürükleyici ve bilgilendirici eserdir. Kitapta, kadim Oğuzların Üçoklar boyundan DAĞ hanın oğulları Oğuz Kağanın torunları "Salır" yani "Salur" Türklerinin tarihî, geleneklerini, bugününü, ve yaşam tarzlarını ele alan yazar bizzat kendisi Çin'in batısında yaşayan kardeşlerimize özel ziyareti esnasında şahitlik ettiği olayları anlatıyor. Kitap, Çin’in Sarı Nehir kıyısında yaşayan Salur Türklerinin unutulmuş tarihini gün yüzüne çıkarıyor. Yazar, bir yandan tarihî olayları anlatırken bir yandan da günümüz olaylarını ve ziyaret deneyimlerini bir-birine akıcı şekilde bağlayarak okuru, Uzakdoğu’nun derinliklerine, Türklerin bu coğrafyada geçirdiği dönemin izlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Çin’in Tibet platosundaki Çinghay bölgesindeki Şunhua’da yaşayan ama pek bilinmeyen Salur (Salar) Türkleri’nin asırlar boyu unutulmuş, baskılanmış veya göz ardı edilmiş bir halkın (kardeşlerimizin )hikayesini dile getirerek, tarihsel kimlik ve toplumsal hafıza konularına dikkat çekiyor. Kitap, Türklerin şuan ki Çin topraklarına en kadim vakitlerden başlayan göç süreçlerini, yaşam mücadelelerini, ve yerel halklarla yaşadıkları kültürel çatışmaları detaylandırıyor. Bu temalar, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde derinlemesine ele alınıyor. Kitap boyunca Salurlar, Dinine, diline ve geleneklerine sadık kaldıkları açıkça görünüyor, ama ne yazık ki din tacirlerinin ve mezheplerinin buralarda da kanlı çatışmalara sebep olduğuna kitap aracılığıyla şahit oluyoruz. Farklı din mezhepleri (Vahhabilik, vs) bu topraklarda da kardeşi kardeşe kırdırmış ve Günümüzde 5 ve 10 milyonları bulması beklenen Salur nüfusu beklenenin çok altında kalmış 1 milyon bile