Sapiens...
Normalde bu kitaba inceleme yazmak istemiyordum. Ama daha okurken içimde durup dururken beliren insansal dürtü hadi yaz hadi yaz dedi. Geçenlerde bir arkadaşım bu kitabı okumak için geç kaldığı söyledi :) herkes okumuş ve hatta sıkılmış kitaptan. Herkes paylaşmış paylaşacağını konu edilmiş, tartışılmış, alıntılar üzerinde uzun methiyeler ve ağır yergiler almış ve bana da bir şey kalmamış. Klasik cümleler kurmak istemiyorum işte kitabın her insanda bıraktığı izlerin farklıligindan falan... Okuyanların içine düşen şey neyse ben de onu hissettim. Türk Eğitim sisteminin bir ürünü olarak onca zaman öğrendiğimiz ve hatta şu an öğretmen olarak öğrettiğim şeyler o kadar uzak ki İnsanlık tarihinden ve insansal bilgilerden. Nedendir bilmiyorum kitabı okurken kendimi acayip cahil hissettim. Evet bir cok şeyi yaşıyoruz biliyoruz. Geçmişimizi biyolojik tanımımızı... Ama bunları kanıksamadığımız için kendimize has yani insana has bir üstünlük bir bilmişlik her şeyi görmüş geçirmişlik karakteri içinde yaşıyoruz. Hayatı hep aynı ve hep tek bir pencereden yorumluyoruz. Ne bilimin penceresine ne çevremizdeki ne de dünyadaki insanların gözünden görme gibi bir gayretimiz yok. Dahası kendimize bile başka pencereler açmıyoruz. İçimiz dumanla doluyorsa da o dumanla yaşamaya razı oluyoruz.
Yani bu kitap hem bana pencere açtırdı hem de baska pencereleri de aralayıp ne görüyorlar diye bakma fırsatı edindim. Keşke daha açık ve on yargısız okuyabilsek kitapları ve bakabilsek pencerelerden. Evet belki mümkün değil tam manasıyla anlamak öğrenmek bilmek. Ama penceremizin perdesini dalgalandırsa kafidir sanırım.
Yazım incelemeden daha çok bir kişisel eleştiri oldu ama olsun. Tonlarca inceleme yazılmış benim ki de böyle olsun...
Iyi okumalar...