Tek bir yaşama şekli varmış gibi herkes aynı şeyleri yapmak zorunda hissediyor. Sonuç; stres, sıkıntı, hayal kırıklığı... Oysa tek bir gökyüzü yok. Komşularımızla, sıra arkadaşlarımızla, iş arkadaşlarımızla rekabet etmeyi, yarışmayı bıraksak ve bir gün hepimiz birbirimize bakıp "ulan ne için bu hengâme" desek dünyada yaşamanın çok daha insancıl yönlerini bulacağız da ne biz bunu istiyoruz ne de bu düzenden hoşnut olanlar. Bizim gibi atları yarış pistine atan yem tüccarlarını zengin etmekten başka neye hizmet ediyoruz ki? Sonunda üç kuruşumuzu kutlayıp, birileri sevetini katlasın diye haftanın 5 günü 6 günü köpek gibi çalıştığımız için seviniyoruz. Çünkü böyle alıştırılmışız. Ve sırf düşünmeyelim diye; birilerinin bizim için düşündüğü ortak hayaller için yaşıyoruz. Ev, araba, itibarlı bir iş, düğün, kredi çek, iPhone al, bir şey varsa yedek bir tane daha al, paran yetmese de al, dünyanın senin etrafında döndüğüne inan, yine al... Düşündürmüyorlar, çünkü düşünmeye başlayınca insan olmaya da başlıyoruz. Aritotales'in "Homo Sapiens" tanımını hatırlayalım, "Düşündüğü üstüne düşünebilen insan türü", sahi? Hangimiz gerçekten "Homo Sapiens" familyasındanız?