Saqelenge

Saqelenge
@saqelenge
Azla mutluluk çokla didişmekten iyidir. Denis Diderot
YILMAZ GÜNEY İ RAHMETLE ANIYORUZ
Artık uzun yıllar geçti, ölüm kapıyı çaldığında Yılmaz Güney’in zihnini en çok yoran bitmeyen kafasındaki projelerdi. Ölümü kabullenemediği ve kavgasının neferi olmak için ruhunda çırpındığı nettir. Aynı zamanda Yılmaz Güney’in kafasında giderek yurtdışında gördükleri acıya dönüşmekteydi. Yurtdışında mücadele etmek için ne kadar hırslı olduğu bilinir, ama aynı yurtdışındaki solcuların ideolojik birikimsizliklerinin ve yaptıkları pratik hataların ne kadar büyük olduğu da aşikârdır. 1981-84 arasındaki dönemde her bir projesi başarısızlığa uğramıştı, tek istisnası sinemadaki onun başarıları idi. Yani sadık dostu sinema, onun halkla kurduğu ilişkilerin en güçlü halkasıydı, giderek daha iyi anlamıştı sinemanın ne kadar etkili bir silah olduğunu. Silah elbette, ama bunun bir de sanat ayağı vardı, silahın etkili olması için sanatsal da olması gerekmekteydi. İzin ve Bir Gün Mutlaka filmlerinde neyi görmüştü? Saf propaganda amaçlı filmlerinin ne ticari olarak ne de ideolojik olarak hiç de etkili olmadıklarını! Yıllar sonra belirli şeyler çok daha nettir: Yılmaz Güney Paris’te bulunduğu yıllarda büyük bir hayalkırıklığı yaşamıştı, dışarıdaydı ve siyasetin içindeydi, ama siyasi projeleri art arda yenilgiye uğramaktaydı, çünkü projeleri gerçekleştirecek insanlar aslında ve esasında “proje yapacak ve gerçekleştirecek halde” değillerdi. Aslında bütün bunları Türkiye’de hapiste geçirdiği uzun yıllarda da görmüş olmalıydı, çünkü sol-içi kavgaların ne kadar anlamsız nedenlerden çıktığını ve insanların boyundan büyük laflar ederek birbirlerini ne kadar hakir gördüklerini içeriden ve birebir görmüştü. Türkiye’de sol birbiriyle iş yapmayı bilmez, çünkü birbirleriyle ilişkisi Solun en önemli ilkesi olan “Yoldaşlık (Kardeşlik) ilkesiyle birbirine bağlanma” üzerine kurulu değildir. Öyle
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
N&G
insanın: mutluluğunun, hüznünün durumu bir başka insana göre şekilleniyorsa, bilinki o insan hayatınızda sizi tamamlayan, aşk ile bağlı olduğunuz sevgiliniz sevdanızdır...
Bir limanda bütün ışıklar sönse deniz mi biter, gemi mi azalır? Görmesek şu gördüklerimizi belki gönül daha kolay katlanır. Ama bilmek diye bir şey var ya. Bırakmaz yüreğin yakasını.
N&G
Sevgi güzellik ister gülüm,  Güzellik emek ister.  Güzellik tende değil gülüm,  Yürekte ateş ister.  Bir çocuk dudağıyla  Yanakta bir sıcaklık.  Yalnız güzellik değil,  Sevgi özgürlük ister.  Sevgi güzellik ister gülüm,  Güzellik emek ister.  Güzellik tende değil gülüm,  Yürekte ateş ister. 
N&G
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.