geceye mülteciyim sessizliğinde
bir yanım sarp uçurum
hasretin ölüm
ah ölüm
korkular içimde bitimsiz sanrı
dilimde pas tutmuş isli bir şarkı
gözlerime tüneyen zehir zemberek gidişler
telkin et beni bu aşka
ya da bırak kirpiklerin parçalasın sinemi
suyun kudretine
ekmeğin bereketine
ateşin hükmüne yemin ettim
toprağı deşen bilge karıncalara
peygamberi gizleyen örümceğe özendim
kanatlandım yedi iklimin üstüne güvercin gibi
yetmedi aşk
biraz t’uzaktı
gözlerimin zembilinden düşen ağrı
bu yüzden sesim içime aktı
irkildim
hasretin sancısı yüreğimde sızlayan bir düş
sonu belirsiz bekleyişlerin iç çekişleriyle
kudurdu işte Marmara
dudaklarının değdiği bir çay bardağında
hüznü yudumlarken
ahvalim cehennem
yokluğun talan
Anla
h’iç çekiyorum
adının geçtiği her mısra da
sanki dünya yıkılmış da
bir tek sen kalmışsın göğüs boşluğumda
çürüyor dilimde sana dökülen her sözcük
yutkunamıyorum artık bu özlemi
ah yar
çek yüreğimin pimini
tavan arasına sıkıştırılmış köhne bir eşya gibiyim bu dünya da