"Rûhulkudüs (Cibril) kalbime şunu ilham etti: Kimi seversen sev, ondan ayrılacaksın. İstediğin kadar yaşa, muhakkak öleceksin. İstediğini yap, onun karşılığını göreceksin.”
(Tayâlisi, el-Müsned, Beyhaki, Şuabü’l-İman)
Amelî yönü olmayan nazarî biçimler de bir süre sonra insanın veya toplumun heva ve heveslerine dönüşen zihinselliklere, imajlara, gösterilere ve simülasyonlara dönüşür. İslâm düşünce gelenekleri bakımından düşünme ile amel arasında bir düalite söz konusu olamaz. Hatta nazar mı ameli doğurur amel mi nazarı doğurur tartışması da anlamsızdır. Çünkü sûfîlerin benimsediği “Bildiklerinizle amel ederseniz Allah Teâlâ size bilmediklerinizi öğretir” ilkesi böyle bir tartışmanın yersizliğini, dolayısıyla ortaya konulacak usulün ne olduğunu açıkça gösterir.