yazarın ilk kitabı ve bunu çok rahat bir şekilde hissediyorsunuz. betimleme yok denecek kadar azdı bence. bu durum beni aşırı rahatsız etti. hal böyle olunca cümlelerin altını çizmeyi sevmem ama eğer yapıyor olsaydım altını çizecek cümle bulamazdım. konusundan bahsetmek istiyorum çünkü çok bilindik bir kitap değil. gece annesinin ve üvey babasının isteği üzerine yazı annesinin yakın arkadaşının yazlığında geçirmeye başlar. emir de bu ailenin oğludur ve gece ile pek de hoş olmayan bir şekilde tanışmışlardır. emir yeraltı’nın vazgeçilmez isimlerinden biridir ve gece de bir gün onu takip eder,kendini yeraltı’nda bulur. öncelikle yeraltı derken gerçekten yerin altından bahsettiklerini düşünmemiştim. bana genç yetişkinde bunu okumak saçma geldi açıkçası.sürekli aklımda bu yer nasıl,neden,ne zaman yapıldı gibi sorular vardı. tek bir yer nasıl birçok kişinin evine çıkıyor diye düşündüm çünkü herkes oraya farklı bir kapıdan geliyor. oksijenleri nerden geliyor falan. yani fantastikte böyle şeyler okusaydık beni rahatsız etmezdi bence. yazarın dili de aşırı basit olduğundan kitabı sevmedim. bence fazla hata vardı. tamam ilk kitap ama benim fark ettiğim hataları neden onlar fark edemedi. mesela zaman kavramı için bir örnek vericem. “o kapımı çalmadan birkaç dakika önce gevezeden mesaj geldi,birkaç saat onunla konuştuk.” kapı birkaç dakika değil de neden birkaç saat sonra çaldı. ben bu konularda takıntılı biriyim bu yüzden beni rahatsız etti. karakterler hakkında da ne diyeceğimi pek bilmiyorum. emir ve gece tatlıydı ama kitabı sevmem için yeterli değil bu durum. en sevdiğim karakter de kesinlikle efsun. aşırı hayat dolu ve elli dördüncü doğum gününde bile parti veriyor. bu kesinlikle ben. kitabın kapağı ve adı hoş ama ne alaka onu anlamadım. neden “mavi gece”.
“o geceyi