Hemşire kadıın doğurgan rahmine yirmi yıl önce artık yüzünü bile hatırlamadığı seferi bir kaptan tarafından kaygısızca bırakılan,sonra kasıklarından kolayca dışarı kayan ve yıllarca iri memelerinde asılı kalan ama büyür büyümez vahşi bir terk edişle girdaplı alemlere dalan ve aynı babası olan oğlan, çoğu zaman ortadan kayboluyor. Eve geldiğindeyse artak bütün damarları tükenmiş annesini çok özlemi....
Gecenin bu saatinde kimler uyumuyordur bu şehirde? Pencereden baktım. Dört evin ışığı ỵanıyor. Birinde deli bir kadin yaşıyor. Belli ki geceden çok korkuyor. Deli kadınlar gecelerden korkarlar.Cinler kötülüğün müziğini geceleri çalarlar. Deli kadınlar bu müziği duymakta ustadırlar.
Dünyayı pis bir döşek, bitmesin diye az, çok az yakılan ve üstünde yoksul çorbalar kaynayan küçük mavi bir tüp, bir de içi paçavra dolu tahta bir valizden ibaret sanıyordu...