Gündüzleri sırtı pencereye dönük, tahta bir sandalyenin üzerinde, dirsekleri önündeki küçük tahta masaya dayalı, başı avuçlarının arasında ağlayarak kasvetli şiirler yazardı. Geceleri ise uzun tırnakları ile hayatı kazımaya çıkardı. Bilirdi, dışarıdaki gece, uzun tırnaklı bir kadının tırmıklarına istisnasız boyun eğerdi.