Namazın rûhunun aslı huşû' ve kalbin bütün namazda hazır olmasıdır. Çünkü namazdan maksat, kalbi Allahü Teâlâ ile bulundurmak, heybet ve tazîm yoluyla Allahü Teâlâ'yı yeniden zikretmektir.
Turizmle tanışan/tanıştırılan veya turist akınlarının ortasında kalakalan kadim İslam beldelerinin kaçı, gerçek hüviyetini koruyabiliyordu? Mesela Türkiye'de vakti ile İslam medeniyetinin çeşitli dönemlerine şahitlik etmiş nice eski şehrimiz, bugün sadece turistlerin tepindiği, ruhsuz ve maneviyatsız tatil beldelerine dönüşmemiş miydi? Buralarda da yerel halkın önüne ya kendi hayatlarını ve önceliklerini turizmin beklentilerine göre şekillendirmek ya da yaşadığı yerleri terk ederek odak noktaları yabancılara bırakmak şeklinde iki seçenek konulmuyor muydu? Ve bu yolun sonu da kültürel ve dini yozlaşmaya, asimilasyona ve kimliksizleşmeye çıkmıyor muydu?