Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir gerçeğin farkına vardım.
Dünyanın hiçbir tertip veya tedbiri imana giden yolları kesemiyor, oraya açılan caddeleri tıkayamıyordu.
Çileli oluyordu, sıkıntılı oluyordu ama yolcular hep yolda oluyordu.
Yolun sahibi Allah’tı ve dilediğine yürütüyordu. Yürüyüşün çilesi, erişilen nimetin dengesiydi.
Mükafat Allah’ın cemali olunca sıkıntı üstüne sıkıntı kimin umurundaydı? İnanmayanlardan başka!
Dağları ve taşları, ağaçları ve kuşları onu tebrik ederken görüp de Kureyş’in kendisinden ayrılmaları mümkün olmayan Allah’tan kaçıp da kendisiyle devamlı kalmaları imkansız putları istemekte ısrar edişine dayanamıyordum. Gözler kör değildi, ama göğüslerdeki kalpler kör idi.
“Hani, ‘Yavruma bir ziyan erişirse yaşayamam!’ demiştin. İşte şimdi onu sana ziyansız zararsız getirdim...”
Halime başını yere eğdi. Âmine bir anne idi. Elbette onun hislerini anlıyordu. Yutkundu. Bir şeyler söylemesi gerektiğini düşündü. Ama söze devam eden Halîme oldu. Üstelik boynuna sarılarak:
“Ancak Âmine, bilesin ki yavruma bir ziyan erişirse yaşayamam!”
Hayret ki hayret!.. Sütanneden kan anneyeydi bu tembih.