Canlılık dolu insanları asla esin duymayanlardan ayıran, daha az gelişmiş kimselerin yapmayı sevmediği şeyleri askında yapmaktan hoşlanmasalar bile yapmalarıdır.
Yoksa oğlunu, sarı saçlı, küçücük oğlunu bir an olsun unutması kabil miydi?
Hayata bağlayan yalnız oydu. O olmasa belki de kendini öldürürdü. Ama bu da hayli cesaret isteyen bir şeydi. Kolay değildi. Yürekte pırıl pırıl bir sevgi, bir hasret yanıp dururken, bu hasreti, bu sevgiyi dünyaya bırakmak kolay mıydı?