Özlem öyle olur ki, sanki dünyanın ortasında, her şeyi anlamsız kılan bir boşluk uzanmakta; gelip, özleyenin de içinden, bir kesit gibi, geçmektedir.
Özleyen, bunu duyduğunda, bütün dünyaya sanki bir sisin ardından bakar gibi olur: bir şeylerin olması, ne gereklidir ne de anlamlı -boşluk, uzanır, her şeyin -dünyanın, özleyenin- içinde...
Özlem, her şeyi kaplayan boşluktur.
Oruç AruobaKafkaOkur - Sayı 92 (Ekim 2024)
KafkaOkur - Sayı 92 (Ekim 2024)
Takvim yaprakları düşlediğimden yavaş dönüyor. Alıp başımı gidebildiğim zaman kısıtlı, adımlarımı saniyelere göre ayarlamayı da ustalıkla öğrendiğimi düşünüyorum. Bu akşam sokakta bildiğimiz soğuk, bilmediğimiz kuşlar var. Üşüyen kuşları izlerken bir düğmeyi ezdim. Kimin göğsünden kopmuş bilmiyorum. Geçenlerde de yeleğimin fermuarını kopardım. Kalbime yakındı. Bilmiyorum ki kuşlar şüphe ediyor mu kar tanelerinin niyetinden, ayağımın altında düğme sesi var sadece. Oracıkta, kapının önünde. Birinin göğsünden kopmuş bir düğme; belki de kolundan, düğme intihar eder mi? İrfan Kurudirek
KafkaOkur - Sayı 92 (Ekim 2024)
Küçük detaylar hayatımda büyük yerler kaplamaya başladı. Bir bakış, bir dokunuş, bir ses... Hepsi içimde derin yankılar uyandırıyor.
KafkaOkur - Sayı 92 (Ekim 2024)
Bir süredir içimde bir şeylerin değiştiğini hissediyorum. Her adımda her nefeste sanki hayatımın yeni bir sayfası açılıyor. Eskiden bana tanıdık gelen her şey şimdi yabancılaşmış gibi ama bu yabancılığın içinde bir sıcaklık var. Tıpkı kuşların soğuk kış günlerinde bir dala konması gibi, içimde güvenli bir yer arayan bir duygu var.
KafkaOkur - Sayı 92 (Ekim 2024)
Bir an duruyorum. Elim istemsizce ceketimin yakasına gidiyor, parmaklarım o eksik düğmeyi arıyor. Orada olmadığını biliyorum ama yine de dokunmak istiyorum. Elimiz hep kaybettiğimiz şeylerin boşluğunda dolanıyor. Hangi boşluk nereye aittir, karışıyor bazen. Bazen de asla fark edilmiyor.