...Sonra o yumuşak, sevgi dolu sesiyle uzun uzun konuştu benimle. Yozgatlı teyze benim iyice rahatladığımı görmeden çıkmadı odamdan.
.
.
.
Bana iyi bir psikiyatristin nasıl olması gerektiğini tam da o gün öğretivermişti. Şimdi eğer hastalarım benden memnunsa, bunda Yozgatlı teyzenin rolü çok büyüktür.
.
.
.
Dedim ya, özü hep iyidir bizim insanımızın. Gerektiğinde kendi derdi için gittiği doktora doktorluk eder...
Sonra da bir dedektif gibi izleyin kendinizi. Nerede ne yapıyor, kime nasıl davranıyor ve bunu neden yapıyorsunuz. Duygularınızın sesine kulak verin. Konuşun onlarla. Korkularınızı görmezden gelmek yerine onları önemseyin. Göreceksiniz, bir gün korkularınız sizi görecek, siz de korkularınızı.
İnsan gördüğü, bildiği şeyden korkmaz ki...
İnsan doğru dürüst ilişki kuramadığı, hayatı paylaşamadığı birini sever mi, sevmez. Sen de sevmiyorsun aslında. O senin dediğin sevgi değil, alışkanlık ve korku.
.
.
.
"Neden bu hale geldik acaba?" diye sorar, bunu karşılıklı, birbirinizi hiç suçlamadan konuşur, tartışır, yepyeni bir düzen kurabilirseniz, o zaman bir araya gelin.
.
.
.
Unutmayın, siz değişirseniz dünya değişir.