Emre Varışlı

Emre Varışlı
@scapegoatdown
Bilim kurgu yazıyorum, üstüne bir de şiirler yazıyorum… Aslında ben de sizin gibi anlam arıyorum… İlk kitabım ‘Karanlık Ormanın Kıyısında’ satışta. Instagram : @famelessauthor
görüşmeyelim
Görüşmeyelim bir süre dedi Görüşmeyelim.. Bir saniye Bir saat Bir gün Bir hafta Bir ömür? Bilmiyor ki benim için hepsi bir Bir saniye bir ömür Bilmiyor ki ben nefes alamıyorum Olmadığı saniyede Olmadığı ömürde Görüşmeyelim dedi Bilmiyor ki görmediğimde İçim yangında Gördüğümde Ruhum kor Görüşmeyelim Ama yaşanmışlığın hala bende Senle doluyum hala Görüşmesek de Doldururum ben boşluğumu Yaşanmışlığımızla, hayalinle Görüşmeyelim Benim ilkim oldun
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ege’nin Kızı
Sert ama buğulu bakışları, Egenin rüzgarı gibi Kimi zaman okşuyan Zaman zaman çarpan Beyaz yelkenleri şişiren Şükretmeyeni derinine çeken Buklelerinden damla damla Egenin denizi damlıyor Tuzlu ve de soğuk Tüm ölmüş Greklerin ve de Türklerin Nefesleri köpüğüne karışmış Yüzünde Egenin kavuran güneşi Helena ve Paris’in aşkını kutsayan Achilles’in zaferinin ateşini yakan Yudum yudum içine çekerek Ege’yi yaşıyor Ege’nin kızı Yüzyıllar sonrasına Yeni destanlar yazılası Sevgili ressam dostumun bu muhteşem yağlı boya eserine ben de bir şeyler yazdım. Şiir ve resimin işbirliği çok güzel oluyor bence.
Keşkeler Mezarlığı
Yine keşkelerimin mezarlığında gezindim bugün, Bir dönüm yetmemiş, bir dönüm daha katılmış, Eskileri mermer taşıyla, yenilerinde sadece bir tahta Her mezar taşına tek tek bakmaya, Zamanımın yetmeyeceği yaşa gelmişim. Sağımda solumda diğer keşkeler uzanıyor göz alabildiğine Diğer insanlar geziyor bir taştan diğerine. Biliyorum yenilerini ekleyeceğim, Belki istemsizce Belki gizlice Sonra yine gelip gezeceğim, taşların üzerine hikayelerini de işlerim. Belki evimin umut bahçesindeki Kurumuş çiçekleri getiririm. Ama her keşkeye tek tek bakamayacağım yaşa geldim
Şiir
Kırık ve Dökük
Boyaları hep dökülmüş Ama o mavisi var ya Görene anlatıyor hikayesini Beyaz bir taş ev hayal et Mavi çerçeveleri ile Sanki içindekiler hep mutlu olsun diye yapılmış, Hah işte tam öyle bir evden geliyor belli İçinde buzuki sesinin eksik olmadığı Uzonun katıksız içildiği Sabah güneşini ve de meltemini, Tabi geceden açık bırakıldıysa, İçeri buyur eden Cennette yeni bir gün dedirten Mavi pencereli beyaz bir ev Kos’tan var her daim feribot buraya da Bu mağrur, camsız çerçeve nasıl geldi buraya? Orasını anlatmıyor hikayesinin, Dimdik ayakta hala, gururlu belli Belki kendi tragedyasının Sessiz, canlı ve camlı tanığıydı Belki de mağrur ama madur kahramanı Belki Euripides’in Medeası gibi Ateşten bir araba bıraktı onu Bodrum’a Belki de hikayesini hiç anlatmak istemedi İskeletlerini tutarak bağrında Kara, ağır perdeler ile Belki de hiç izin vermedi güneşe Ve de sabah meltemine
İki bavul, bir daktilo
Otobüs yolculuğu ile başlardı Her yaz başı hikayesi Cam kenarı, sigara dumanı arkası Birer birer geride kalan her köy Yaklaşan dede evinin habercisi Kilometre hesabı bilmeden Hafızada süzülen kareler, İki tane dut ağacı, Pembe mor petunyalar Dedemin kravatı ve yeleği Daktilonun tuş sesleri Sonra yıllar yürüdü Emre’ler büyüdü Hayat araya girdi otobüs yolculukları bitti Tatil köylerinin ucuz rakıları Ülker’in bayram reklamlarının Uyandırdığı minik sızı Rutinin aldığı yılların Yüzündeki çizgilere yansıması Gelen son bir telefon Yapılan son bir otobüs yolculuğu Camın kenarı, can kenarı sızısı Canın en çok sigara çektiği saatte Dumansız hava sahası