Oysa unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü ve Funes gibi ben de bu çözümden mahrumdum.
Bazen kokuları, tatları, hatta dokunmanın verdiği hissi de hatırlıyordum; bu da o anı bir daha yaşıyormu şum gibi gerçek kılıyordu. En çok bundan acı duyuyordum; en güzel, en zevkli, en mutlu anlar bile olsa beni üzüyordu çünkü gerçek olmadığını, sadece bir hatırlama olduğunu biliyordum.
Zihnimin bu görüntüleri bana neden hatırlattığını anlamaya çalışmaktan bunalıp unutmak istediğim şeyleri unutamayınca unutmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu anladım.
"Eşkina balığı; denizler aleminin en yorgun balığıymış. İki gözünün arkasında taşlaşmış iki büyük sır taşırmış. Dengesini ancak iki taşın arasında bulur, büyüdükçe büyürmüş. Ve yeryüzünde ki bütün eşkinalar, dünyaya soracak soruları kalmadığında, sırlarını verebilecek bir balıkçının oltasına vurularmış kendilerini."