kanıtsız, avukatsız, her istediklerini yapan bu resmi görevlilere, polislere, müdürlere karşı öfke kaynıyor içim... bu ülkede bütün bireyler onların elinde birer oyuncak, bizler de öyleyiz.
kişilik sahibi olmak için savaştım, hayatta kalabilmek, yemek yiyebilmek için savaştım, bir insan olmayı sürdürebilmek için savaştım. akıllarının neye erdiğini biliyorum. kadınları sersemletmeye çalışıyorlar. onları okuldan, modern yaşamdan yoksun bırakarak, gündelik işleri üstlerine yıkıp, mutfak işleri ve çocuk bakımı yetmiyormuş gibi onları tarlalara, su taşıyıp odun toplamaya, sürüleri gözetlemeye gönderdikten sonra, yataktaki varlıklarını da tanrı'nın bir nimeti olarak görmelerini mi bekliyorlar? bizi dinlemeyi reddederek ya da sorunlarımızı anlamıyormuş gibi yaparak, her seferinde amaçlarına ulaşıyorlar.
başından geçmemiş olanlar, tecavüz hakkında ne bilirler ki. hiçbir şey. aşağılanma ve suçluluk duygusunu tahmin bile edemezler. sonsuza dek kirlenmişlik hakkında insan ne konuşmak ister, ne de bilmek. yalnızca unutmak. tecavüz devam etse bile.