çünkü artık yabancılaşmışlardı. bu yabancılık, görünüşte olan bir şey değil, içten gelen bir duygu idi. tıpkı rüyalarda bir tehlikeden kaçmak isteyip de koşamayan insanlarınkine benzeyen bir duygu…
bazen bir sevgili için her şey bırakılır yüzbaşım. insan bir öfke anında arkadaşını, bir buhran dakikasında kendisini öldürebildiği gibi, aşk denen hastalığın şiddetlendiği bir sırada da istikbalini, halini, mazisini, her şeyini feda edebilir.
selim bu «herkes»ten iğreniyor, «herkes tarafından» kabul olunan düşüncelere tahammül edemiyordu.
- senin herkes dediğin kalabalık, içinde cahilleri, hainleri, budalaları bol bol barındıran bir kuru gürültüdür. Herkes kabul etti diye ben de bu hezeyanları kabul mü edeceğim? herkes meryem ana'mızın bakire olarak, hiçbir erkekle temas etmeden çocuk doğurduğunu da kabul eder. herkes isa'nın hem tanrı, hem de tanrı'nın oğlu olduğunu da kabul eder. çünkü herkes dediğin şey bir hayvan sürüsüdür.