Bugün İslâm cemiyetinin başında bunca musibetler var. Otuz milyon insan, dört veya beşbin yıl önceki insanlığın yaşayış şekline terkedilmişken, ahlâk sefaletlerinin yanında iktisadi felaketler kaynaşırken, bin yıllık tarihin sahibi koca bir millet bir avuç yahudinin sermayesinin esareti altında sürünürken bütün bu sefaletleri dile getirmeyi ne için lânetliyelim? Her iki tarafın meydanlardaki nümayiş kahramanları karşılıkı "kahrolsun" feryadlarıyla neyi düzelttiklerini, hangi perişan ruhu kurtardıklarını zannediyorlar?
*Nümayiş: gösteri/gösteriş
..Görülüyor ki insanın tekâmülü şu yolu takip etmektedir:
İlk ve hayvanî duyguları yaşamaya başladıktan sonra dikkatli ve disiplinli metodlarla akla teslim edilmeliyiz. Bu mektebin ve terbiyenin işidir. Aklın saltanatını kuran adamlar bizi ilâhi ilhamın eşiğine kadar götürmelidir. Tam ve kurtarıcı teslimiyet ilhama yapıldıktan sonra insan bütünlüğünü anlar, bütünü sever ve cüz'îden sıyrılır. Ruh selâmete, insan insanlığına kavuşur. Bu hale ulaştıktan sonra akıl bizi idare eden aldanmaz bir vasıta, hisler varlığımızı saran samimi ve yaşatıcı unsurlar haline gelirler. İlhama bağlanan akıl hakikate uzanabildiği gibi yine ancak ilhamın doğurduğu duygular insani duygulardır. İlhamsız akıl insanı hatalara, ilhamdan doğmayan duygular insanlığı felâketlere götürür.
Dindar her zaman dinî hayatını yaşar; kendi benliğinin dışına çıkmaktan korkar, bu halin günah olduğunu hisseder. Aşkı sever, kinden ve kinle saldırışlardan nefret eder. Kindardan kurtuluş dilenmez, aşkın mabedinde selâmetini ister.
Müslüman gençliğin tıpkı komünist ve anarşistler gibi saldırma hareketleri, onların bir ulvî gayeye gidişlerinde uğrayacakları mutlak bir muvaffakiyetsizliğin yeter sebebidir ve bu tarzda davranışlar, dokuzyüz yıl İslam'ın sancağını taşıyan bu beldede İslam'ın yıkılışını hazırlar.