Kırgınlık bazen bir sözden değil, o sözün ardındaki yalandan doğar. Friedrich Nietzsche şöyle der: “Beni üzen şey, bana yalan söylemen değil; artık sana inanamıyor olmamdır.” Belki de seni kıran şey gerçek değil, gerçeğin saklanmış hâlidir. Güven bir kez sarsıldığında, en çok sessizlik konuşur. Bugün o kırgınlığı küçümseme. Çünkü bazı yaralar görünmezdir. 🌒
Gerçek dövüşler filmlerde gördüğünüz kadar güzel olmaz. Onların dans gibi güzel görünmesi için koreografileri vardır, özellikle de dövüş sanatlarının. Gerçek dövüşteyse duraklamaz, poz vermez ya da saçlarınızı düzeltmezsiniz. Sadece karşınızdaki adam sizi öldürmeden önce onu öldürmeye çalışırsınız ve 'çirkin kazanmak' yine de kazanmaktır.
Hayır, Kelt Aşk Tanrısı küçük, şirin kanatları olan bir melek ya da devasa bir istiridye kabuğunun içinde, denizde doğan bir denizkızı değildi. Yüce gönüllü ya da merhametli değildi, hatta düzenli olarak iyi olmaya eğilimli olduğu bile söylenemezdi. Kendi insanlarımın, onun hakkında anlattıkları bana acı verse de, bizim Aşk Tanrımız fetih peşinde koşan, tamamen bencil, kindar yaratığın tekiydi.
Modern insanların Bronz Çağı adetlerini anlaması genellikle çok zordur ama aslında oldukça basittir. Misafire bir tanrı gibi davranılmalıdır, çünkü aslında gerçekten de kılık değiştirmiş bir tanrı olabilir.