Gülten

Gülten
@schrutefarms
Murat'ın arkadaşlığını seviyorum. Hatta seviyorum kelimesini kullanmam lüzumsuz o kadar tabii ve benden bir şey ki bu duygu onun dışına çıkıp seviyorum veya sevmiyorum diye hüküm yürütemem herhalde .Nasıl Ellerimi, gözlerimi kullanmayı seviyorum diye hüküm yürütmek saçma olursa.
Sayfa 80
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hatta Murat'ın yanımda yürümesini bile istemiyordum. Yüreğim o kadar onunla dolu, ben de öyle huzurluydum ki... Bu huzurun cisimleşip yanımda yürümesi fazla geliyordu gerçekten.
Sayfa 98
I love you without knowing how, or when, or from where, I love you directly without problems or pride: I love you like this because I don’t know any other way to love, except in this form in which I am not nor are you, so close that your hand upon my chest is mine, so close that your eyes close with my dreams.
Severim seni bilmeden. Nasıl, ne zaman, nereden. Basitçe severim seni, Sorunsuz ve gurursuz. Başka türlü sevmeyi bilmediğim için, Böyle severim seni. Fakat, ne sen varsın ne de ben. Öyle yoğun ki sevdamız, Bağrımdaki elin elimdir. Öyle yoğun ki, Uyuduğumda kapanan gözlerindir.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimseye anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.